Günün Son Rengi (Roman) (Gülşen Karacaoğlu)
Kayseri’de doğdu. Babasının rahatsızlığından dolayı doktorların tavsiyesine uyarak yerleştikleri İstanbul’da Kadırga İlkokulu’nu bitirdikten sonra Cağaloğlu Kız Meslek Lisesi’nden mezun oldu. Uzun bir aradan sonra dışarda düz lisede okudu. Ardından Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetiminden mezun oldu. Son beş yıldır yazarlık yapıyor. (2008)

Akıcı üslubuyla yer yer tasvirlerle Osmanlı’nın son dönemini, günlük aile hayatını yer yer tasvirlerle yaşantısını ve İstanbul’un doğal güzelliklerini anlatıyor. Yazar o yıllardaki köşk ve konak hayatını, Kadıköy’ü, Erenköy’ü, Sultanahmet’i, Topkapı Sarayı’nı Beyoğlu’nu, Beylerbeyi’ni, Üsküdar’ı anlatıyor: Köşklerin tefrişatını, uşakları, halayıkları, mürebbiyeleri, eş dost ziyaretlerini, bahçelerine kadar nakış nakış işlemiş, okurken o günleri adeta yaşıyorsunuz.

Kitabını Neden Yazdığını Şöyle Özetliyor:
Bundan uzun yıllar önce sayfiye için gittiğimiz Erenköy’deki köşkün sahipleri olan iki yaşlı paşa kızının hayatından esinlenerek yola çıktığım romanımda, küçük kız kardeş Nafiye’den duyduklarımı, bildiklerimi, gördüklerimi, duygu ve düşüncelerimi katıp hayallerimle süsledim. 1883’te çocukluk yıllarından başlattığım dramatik aynı zamanda şaşalı hikayelerin, içinde yaşadıkları köşkü, o günkü yaşamları yine o günkü olaylar içinde yansıtmaya çalıştım. İstedim ki o insanlar hiç yaşamamışlığın içinde kaybolmasın; acıları, sevinçleri, gizli sevdaları ile hep aramızda olsunlar. Beğenilmesi dileğimle.

İthaf:
Acısını hep içimde duyduğum kardeşim Fatma Karacaoğlu’nun anısına…
Teşekkür:
Bu kitabı yazarken bana destek olan, beyefendi insan, değerli yazar sayın Temel Akarsu’ya, bana yardımcı olan, dünya iyisi, canım yeğenim Emre Karacaoğlu’na, kardeşim Zafer Karacaoğlu’na içten teşekkürler.
Kitaptan Notlar:
Mürebbiyeler, halayık kızlar, hizmetçiler, bahçıvanlar, sütnineler, halalar, ablalar ve komşu akraba ziyaretlerinin, hatırlı misafirlerin, ikramın, muhabbetin hiç eksik olmadığı gösterişli konaklarda oturulan kalabalık ve ihtişamlı bir aile yaşamından, tek başına yokluk içinde kim olmak ister? Herhalde hiç kime!
Ancak hayatın insana neyi getireceği bilinmez. Bazen insan, en mutlu karesinde dondurmak ister hayatı. Belki de en güzel mutluluk oyundur birçoğumuz için. Başka türlüsüyse insan hep bir yerlerinden kanar.
Ahmet Hilmi Paşa’nın kızı Nafiye:
Nafiye, Osmanlı’nın son döneminde saray aristokrasisi içinde söz sahibi olan Ahmet Hilmi Paşa’nın ikinci kızıydı. İmkânsız bir aşkı taşıdı ömrü boyunca kanayan yüreğinde. Bu yüzden hiç evlenmedi. Fransız mürebbiyelerle yetişti, halayık kızlarla genç kız oldu. Fransızca öğrendi, Paris’i Avrupa Kültürünü gördü ve kendi kültürüyle sentezi üzerinde düşündü.
İstanbul’un işgalini gördü. Fransız zulmünü… Babasının bir anda, sarayla birlikte yok olup gidişine, yeni cumhuriyeti ve batılılaşma hareketini.
Hayatının son yıllarında ömrüne yüklenenlerin ağırlığı, bir imparatorluğun enkazında yok olan ailesinin acısıydı.
İhtişamla sefalet arasındaki ince çizgide gidip gelen yaşamların, adeta bir fotoğrafıdır Gününün Son Rengi; bir devrin bitişine, yeni bir devrin başlangıcına tanık olacaksınız bu kitapta. Kalabalık Osmanlı aile yapısının günlük koşuşturmasına, geleneklere, göreneklere, inançlara, köşk/konak mimarisine, kılık kıyafetine, giyim kuşamına, gelen yaşamların yerlerine ve İstanbul’un 1800’lü yıllarından itibaren değişen yüzüne…
Tarihi roman merakıyla birlikte öğrencilerin, araştırmacıların ve tüm edebiyat severlerin de ilgiyle okuyacağı bu kitap aynı zamanda tarihi bir belge niteliğinde.
Yazarın bu kitabı yazarken faydalandığı kaynaklar:
Osmanlı Saraylarında Harem hayatının iç yüzü. Çağatay Uluçay/İstanbul 1959
Bizans Metropolünde İlk Türk Köyü Kadıköy. Dr. Müfit Ekdal/ İstanbul 2004
19 yüzyılın İkinci Yarısında Galata ve Pera/ Nur Akın İstanbul 1998
Bu Mülkün Sultanları- 35 Osmanlı Padişahı Necdet Sakaoğlu/ İstanbul 1999
Sarıkamış Kaymakamı Şerif Bey’in Anıları/ Kaymakam Şerif Bey/ İstanbul 2005.
Güncel Yayıncılık Ltd. Şti. (2008)