GÖÇÜN SOSYOLOJİSİ

100 Yıl Sonra Mübadele Torunu Olmak

Prof. Dr. Recep ÖZKAN

DETAY Yayıncılık yayınları arasında 2025 yılı Kasım ayında okuyucuyla buluşan “Göçün Sosyolojisi” başlıklı kitap Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Öğretim Üyesi değerli hocamız ve hemşehrimiz Prof.Dr. Recep Özkan tarafından 10 yıl emek verilen bir çalışmanın ürünü. Akademisyen hocamız,  Develi Çukuryurt Köyü’nden bir muhacir torunudur.

Kitabın İlk bölümünde; göç ile ilgili genel bilgiler. Mübadele göçünün toplumsal yapı dolayısıyla göç edenler üzerinde bıraktığı etkiler, Türk toplumsal yapısındaki değişiklikler anlatılıyor. İkinci bölümde; Türkiye’den Yunanistan’a zorunlu göçe tabi tutulan mübadillerin hasret ve özlem dolu hikâyeleri ve anılarını bizzat kendilerinden dinleyerek bize naklediyor. Bu kültürel mirasımızın kayıt altına alınması çok önemli. Değerli hocamı bu kitabından dolayı kutluyorum.

Kitaptan Alıntılar:           

Türü ve nedeni ne olursa olsun bütün göçler, bireyin değer dünyasında olumlu ya da olumsuz önemli bir etki gücüne sahiptir. Sadece göç eylemini gerçekleştirenler açısından değil, aynı zamanda hem göç edilen hem de yeni yerleşilen yerdeki toplumsal yapı açısından da önemli sonuçlar doğuran göç olgusu, ortaya çıkışı kadar sonuçları açısından da farklılık göstermektedir. Bu özelliği nedeniyle birçok bilim dalının ilgi alanına girmektedir. Bu nedenle literatürde farklı göç tanımları ile karşılaşabilmektedir.

Göç olgusu ile ilgili kabul edilen bir durum vardır ki o da demografik olarak terk edilen yerde bir daralma olurken, varılan yerde ise bir genişlemenin söz konusu olmasıdır. Türü ve nedeni ne olursa olsun göç; hem terk edilen hem de varılan yer açısından ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel demografik vb. birçok alanda önemli bir etki ortaya çıkarmaktadır. Özellikle siyasi nedenlerle gerçekleşen dış göçler, daha çok da işçi  göçü,  sürgün ve mübadele   göçünün  hem bireysel  hem de toplumsal anlamda  etkisi çok farklı  olabilmektedir. Bu çalışmanın önemli bir kısmını oluşturan Türkiye ile Yunanistan arasındaki mübadele göçünde Türkiye’den Yunanistan’a göç edenlerin torunları ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular da bu görüş desteklenmektedir.

Mübadele Göçünün Etkileri:

Kitapta; göç olgusu ile ilgili genel, göç ve özellikle de mübadele göçünün toplumsal yapı dolayısıyla göç edenler üzerinde bıraktığı etkiler, yurt dışı işçi göçünün Türk toplumsal yapısında meydana getirdiği değişiklikler, Türkiye’den Yunanistan’a yapılan seyahatlerin hikayesi ve mübadele ile Kayseri-Develi’nin köylerinden Yunanistan’a göçenlerin torunları ile yapılan görüşme ve gözlemler üzerinden elde edilen bulgulara yer verilmiştir.

1924 yılında mübadele ile Develi’nin Çukuryurt, Yaylacık, Satı, Taşçı ( Bakırdağ) , Beşkardeş, Zile, Yenice ve Karacaviran köylerinden göç edenlerin torunları 2015 yılının Mayıs ayında, atalarının daha önce yaşadıkları topraklarını ziyaret etmek için Develi’ye gelmişler ve Develi Belediyesi’nin ev sahipliğinde ziyarette bulunmuşlar. Develi Belediyesi’nin misafirperverliğinden etkilenen mübadele torunları, ilişkilerini daha ileri seviyeye taşınması için Develi Belediyesi’ni de Yunanistan’ın Kozani iline davet etmişler.

Yunanistan’a Davet Üzerine Ziyaretimiz:

Mübadelede gidenlerin torunlarıyla iletişime geçmemiz ve onların atalarının Türkiye’den giderken götürdükleri birçok kitap ve o kitapların derneklerinde muhafaza edildiğini öğrenince, Develi Belediyesinin kitapları incelemesi neticesinde mübadele torunlarıyla kültür köprüsü oluşturmak amacıyla Yunanistan’ın Kozani İli Vathilakkos (Çukuryurt) Köyü’nde faaliyet gösteren “Vathilakkos’taki Kapadokya Faraşalılar Derneği’nin” daveti ”  üzerine Develi Belediye Başkan Yardımcıları: Mustafa Temur, Abdullah İslamoğlu, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ali Orhan’dan  oluşan heyetle ilk olarak 12-17 Kasım 2017 tarihleri arasında, Kozan, İli Vathilakkos  (Çukuryurt) , Patrana (Taşçı), Yanya İli (Bafra) yerleşim yerlerine ziyarette bulunuldu.

Çocuklar ve Torunlar Türkçe Konuşuyor:

Mübadelede göç edenlerin tamamının hayatını kaybetmelerine rağmen, çocuklarının ve torunlarının birçoğunun Türkçe konuşmaları, Türkiye’ye karşı derin bir sevgi beslemeleri, evlerinde Türk TV kanalları izlemeleri, Türkiye’deki olayları haberlerden takip etmeleri ve özellikle terör olaylarında hayatını kaybeden şehitlerimize çok üzüldüklerini belirtmeleri 2017 Kasım ayında ziyarette ekibimizi oldukça sıcak karşılamaları, en önemlisi de mübadelede anılarını kuşaklar arası anlatarak günümüze taşımaları, Kasım 2018 da ikinci bir ziyaret yapmayı ortaya çıkardı. Bu ikinci ziyaretimizde ekibe Develi Belediye Başkanı Mehmet Cabbar’da katıldı.

Karantinanın Nedeni “Anadolu Urumları Mundar”:

Kayseri’ye bağlı Taşçı (Bakırdağ) Ortodokslarının Haziran 1924’te Pire Limanı’na götürdüklerini ve 1,5 ay karantinada kaldıkları anlaşılmaktadır. Kayseri’nin Çukur Köyü’nden olan Sultan Aslanoğlu’nun sözleri bu konuya açıklık sağlamaktadır. Agios Geargios adasına gelincik, cılbattılar, hepimizin saçını kestiler… Karantina mı neyse orda koydular. Bir kamara vardı, tuz vardı, tuzda çimdik, cıscılbak, alayımız cıscılbağıdık…Çok insan öldü. Büyük bir mezar eştiler ondan sonra alayını oraya patır patır döktüler. Anastasia  Merküroğlu’na göre ise onların karantinaya  tabi tutulmalarının sebebi Anadolu’dan gelmeleri  ve “ Anadolu Urumlarının mundar” olarak görülmeleriydi.

Bu çalışma: ilk bölümünde göç ile ilgili genel bilgileri, göç ve göçle ilgili daha önce yayımlanan makaleleri içerirken, ikinci bölümde ise 2017/2019 yıllarında özellikle Kayseri-Develi’nin Çukuryurt, Yaylacık, Satı, Taşçı, Hoşça, Beşkardeş, Zile, Yenice ve Karacaviran köyleri ile Samsun Bafra’dan mübadeleye tabi olanların torunları ve aileleriyle Melpo Kantarcı (Melpo Teyze, Vasili Ka, Giryagi ve Girgagi Hanımlar, Leontis Spiridis, Anastas, Sultana- Sultan Michailidis, Xaris Vogdopoulos,Nikos Michailidis (Fırıncı Nikos), Atina Mavribu, Niko Kimiyoni, Kosmas, ve Anastasia Konstantinidis   ile yapılan  sözlü tarih çalışmaları  ve gözlem gezileri  sonucu elde edilen verilerden oluşmaktadır. Görüşülen kişilerin anlatımları kayıtlardan dinlenerek anlaşıldığı kadarıyla onların ifadeleri değiştirilmeden verilmeye çalışılmıştır.