Âşık Seyrani Şiir Yazma Yarışması
Âşık Seyrani anısına Türkiye genelinde resmi ortaöğretim kurumları arası şiir yazma yarışması ödül töreni 16.06.2015 tarihi’nde Develi Ahmet İslamoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde yapıldı. Okul müdürümüz Adem Gülhan’ı, öğretmen Ünal Kılıçarslan’ı ve emeği geçenleri kutluyorum.
Program: 1-İstiklal Marşı ve Saygı Duruşu. 2- Kuranı Kerim Tilaveti. 3- Açılış Konuşmaları 4- Sinevizyon Gösterimi. 5- Selamlama Konuşmaları 6- Sinevizyon Gösterimi. 7- Yarışmada Dereceye Giren Eserlere Ödüllerin Takdimi. 8- Birinci Olan Eserin Okunması.9- Belge ve Plaket Takdimi 10- Kapanış.
Programda; okul müdürü Adem Gülhan, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, Seçici Kurul Adına ben, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Arslan. Kayseri İmam hatipliler Derneği Başkanı Hacı Ali Çakıcı, Prof. Dr. Kemal Atik, Kayseri İl Milli Eğitim Şube Müdürü Şahin Kanat, Develi Belediye Başkanı Adem Şengül, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Soyak birer selamlama konuşması yaptılar.

Birinci: Hasibe Nur Genç-Bir Yudum Memleket. Kayseri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi: (Ödül: 20.000.TL)
İkinci: Münevver İkbal Çolak-Memleket Sevdası. Konya/Ereğli Cumhuriyet Anadolu Lisesi öğrencisi: (Ödül: 15.000.-TL)
Üçüncü: Furkan Hasan Gör- Memleketim. Bayburt Lisesi öğrencisi: (Ödül: 10.000.- TL.) Şiirleriyle ödüle layık görüldüler. Program derece alanlara ödül ve plaket töreni ve günün anısına toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Bir Yudum Memleket
Bir boy var ki boylar boyu, soylar soyu
Seni her gördüğünde gönülden vurulur,
Türktür onun adı, pek merttir huyu.
Memleketim dedi mi akan sular durur…
Sen, ey güzel ülkem!...
Seninleyken ne öksüzüm nede yetim.
Yurtsuz olmadım, köksüz hiç değilim!
Köklerimi sen saldın bu toprağa,
Bak, filiz veriyorum ben.

Küçük bir tohum iken şimdi seninle yükseliyorum semaya.
El sallıyorum bembeyaz bulutlara, selam veriyorum martılara…
Özgürüm içimde sen varken.
İçimdeki hürriyet benimle birlikte yükselirken arşa
Doruklarda yaşıyorum her bir duyguyu.
Sahi yaşıyorum ben!
Ne güzel şey bu anlayana…
Masallar ülkesidir benim ülkem.
Dalların uçsuz bucaksız diyarlara gider.
Kim bilir, belki peri padişahının kızını görmek ister.
Bir olur akıncılarla, düşmanla cenk eder,
Dede Korkut’tan iki çift kelam dinler.
Ve daha neler neler…
Kanat çırparım Kafdağı’nın eteklerinde.
Bu diyarda hülyalara dalmak gibisi yoktur.
Beni ben yapan, o hülyada saklı bir hazine,
Yol uzun, öğrenilecek çoktur…
Kelimeler yetmez ya hani, yine de izin ver seni biraz daha öveyim.
Huzur veren bir melodisin sen, şarkısını da ben söyleyeyim…
Daha dün kadim köklerini bahşettiğin,
Bugün meyveler veriyor sana,
Her türlü bilgiyi öğrettiğin,
Yaprak dökmeyi bilmez asla…
Sana söz!
Toprağında metin olacağım, arkanda göz.
Ben, hep bir parçan olarak kalacağım senin.
Bütün bu renk cümbüşü, bu çiçekler senin…
Al şimdi bas beni yüz bin yıllık bağrına
Toprağına yüzümü süreyim.
Nedir bu sevda diye soran olursa
Memleketim… Memleketim diyeyim.
Ve son bir cümle daha bahşet bana.
İçimde dinmek bilmeyen nakaratın son dizeleri bunlar.
Ne mutlu bana ki alnımın yazısı ay gibi parıldar:
Bu toprağın üstünde yaşamak kadar
Altında onurumla yatmak da var!..