Başarı ve Mutluluk için
Hayata Gülümse
“Başarı, belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. Öğretmen ile ağaç, ürünlerinden belli olur. Cüret, başarının başlangıcıdır. Başarmak istersen üç yaşlıdan öğüt al. Fazla ileriye giden ok, en geriye çekilmiş yaydan çıkar. Yenilgi geceleri zafere hazırlar. Zahmetsiz rahmet olmaz.”
“Başarılı bir insan olmaya çalışmayın, değerli bir insan olmaya bakın.” (Einstein)
Gece gündüz peşinde koştuğumuz, yakalamak için bütün gücümüzü, zamanımızı sarf ettiğimiz, yıllar geçmesine rağmen her yerde aradığımız ama bir türlü bulamadığımız mutluluk ve başarı…

Bugün geçmişe göre daha çok para kazanıyoruz ama daha mutsuzuz. Bugün geçmişe göre daha lüks ve daha büyük evlerde oturuyoruz ama daha mutsuz. Geçmişe göre sağlık imkânları yüz bin kat daha iyi olmasına rağmen daha sağlıksısız
İletişim teknolojisi inanılmaz noktada. Cep telefonumuzu ve interneti kullandığımız halde en uzak veya en yakın olduğu fark etmeksizin her geçen gün insanlarla daha az iletişim kuruyoruz.
Uzaya gittik, galaksileri keşfettik ama kendimizi, eşimizi, çocuklarımızı keşfedemiyoruz. Aya ayak basıp gelen biz insanoğlu, bir adım ötesinde sofrasına koyacak bir ekmeği olmayan komşusunu fark etmiyor…
21. yüzyıl teknolojisinin, bilimin hızla ilerlemesine rağmen her geçen gün daha da mutsuzlaşan insanımıza, gerçek mutluluk ve başarının ne olduğuyla ilgili farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştığımız; kaybettiğimiz bazı değerleri, sahip olduğumuz ama kullanamadığımız potansiyelimizi gözler önüne sermeye çalıştığımız bu çalışmanın faydalı olmasını dilerim… Önsözü ile başlayan kitap, yazılmasında onu destekleyen, yanında olan eşine, inanan ve güvenen anne ve babasına, dayısına, dostlarına, kitabın yayınlanması için motive eden, yayıncılara ve editöre teşekkür ederek “Bu kitap sizin hepinize” cümlesiyle bitiriyor, yazar Sıtkı Aslanhan.

Değerli İnsan, Başarılı İnsan Demektir:
“Başarıya ulaş ama saldırgan olmadan, başarıya ulaş ama küstah olmadan, başarıya ulaş ama kazanç peşinde olmadan, başarıya ulaş ama zorlanmadan.” (Lou Tzu)
Sevgili dostlar! Hepimiz hayatta başarılı ve mutlu olmanın peşindeyiz. Özellikle son yıllarda kişisel gelişimin Türkiye’de hızla yayılmasıyla beraber insanların başarılı olmaları gerektiği sürekli vurgulanmakta. Başarılı ol, başarılı ol, başarılı ol… Peki nedir başarılı olmak? Önümüze koyduğumuz bir hedefe ulaşmak, başarılı olmamız anlamına gelmiyor mu? Bir hedef belirledik, o hedefe ulaşmak için gece gündüz çalıştık; o halde ulaştığımız da mutlu olacak mıyız? Bizim mutlu olmamız, bizim hedefimize ulaşmamız, etrafımızdaki insanları mutlu etmiyorsa, insanlığı mutlu etmiyorsa biz ne derece başarılıyız? Önümüze koyduğumuz hedefimiz, ulaşmak istediğimiz, gelmek istediğimiz nokta bütün insanlar için faydalı bir hedef değilse bu başarı sizce gerçek başarı mı? Peki başarılı olma adına sağlığımız elden gidiyorsa, kalp rahatsızlığı çekiyorsak, başarılı olmamız sizce ne anlam ifade ediyor? Peki başarılı olmak için her yol mübah mı? Gelmek istediğimiz yere gelebilmek için her yolu deneyecek miyiz?
Einstein bir gazeteci ile yaptığı söyleşide gençlere şu tavsiyeyi yapmış.” Başarılı bir insan olmaya çalışmayın, değerli bir insan olmaya bakın.”
Başarılı bir insan, hayattan, verdiğinden fazlasını alır. Değerli bir insan ise hayata aldığından fazlasını verir. Başarı, çok para kazanmak, çok iyi makam ve mevkilere gelmek değildir. Eğer yapmak istediğimiz güzel, faydalı bir hedefimiz varsa ve ona ulaşmak için çaba sarf edip ulaştığınızda huzur ve mutluluk duyuyorsanız, sadece size değil etrafınıza, çevrenizdeki insanlara, insanlığa da fayda getiriyorsa bu ve onlar da bundan mutluluk duyuyorlarsa siz gerçek anlamda başarılısınız demektir.
Amerikalı ünlü bir zengine sorarlar: “Ne kadar paran olursa tatmin olursun?” “Biraz daha olsun yeter” der. Hâlbuki o, dünyanın önde gelen zenginlerinden biridir.
Başarılı adam kimdir? “ Kim iyi yaşadıysa, yani çok gülüp fazla sevildiyse, kim zeki insanların saygısını kazandıysa, kim yuvasını kurup görevini yaptıysa, bir sanat eseriyle, güzel bir şiirle veya insanlara örnek olan bir ruh üstünlüğüyle bir eser verdiyse, kim dünyayı bulduğundan daha iyi bir şekilde bırakabildiyse, kim başkalarında en iyiyi arayıp onlara kendinde olan en iyiyi verebildiyse, kimin hayatı insanlara ilham veriyorsa, kim izleri ardından şükranla izleniyorsa, işte o kişi başarılı olmuştur.” (A.Stanley)
Risk almazsak hayatta hiçbir şeyi başaramayız. Risk almak zorundayız. Bir kaplumbağanın bile yürüyebilmek ilerleyebilmek için risk alması lazım. Ne zaman risk göze alırsa, ancak o zaman ilerleyebiliyor.
Ünlü bir iş adamı şunları söylüyor. “ Başarılı olan gençleri inceledim ve şu beş özelliği keşfettim.
- Hızlı karar vermek, alternatif düşünceler arasında bocalamamak.
- İş ve aile çevresiyle uyum içinde ve mutlu olmak.
- Görevlerini başarırken, dışarıdan gelen eleştiri ve yergilere aldırmamak.
- Konuşabildiği kadar karşısındakini de dikkatli dinlemek ve öğrenmek.
- Başladığı işi mutlaka bitirmek, sonuca ulaşma azminden vazgeçmemek.
Başarılı insanlar diğer insanlardan ayıran özelliklerden biri de tutumlarıdır. Başarısız olduğumu hissettiğimde; “Yaşam, bana bir şeyler mi anlatmak istiyorsun? Derim. Çünkü başarısızlık “ Henüz başaramadım.” Demektir. Başarısızlık , “ben hiçbir şeyi gerçekleştiremedim” demek değildir. “ Bir şeyler öğrendim. “ demektir. Başarısızlık “ Aptallaştım” demek değildir. “ Deneyerek yaşamak için gereken inanca sahibim” demektir. Başarısızlık , “Ümitsizliğe kapıldım” demek değildir. “ Deneme cesaretini gösterdim” demektir. Başarısızlık “ İstediklerime sahip olamayacağım” demek değildir. “Tarz değiştirmeyelim” demektir. Başarısızlık , “Ben aşağılığım” demek değildir. “ Mükemmel değilim” demektir. Başarısızlık , “ Zamanımı boşa harcadım” demek değildir. “ Yeniden başlamak için bir nedeni var” demektir. Başarısızlık, “Vazgeçmeliyim” demek değildir. “ Daha sıkı çalışmalıyım “ demektir. Başarısızlık, “Asla başaramayacağım.” demek değildir. “ Daha sabırlı olmalıyım “ demektir. Başarısızlık, “Kendimden ümidi kestim” demek değildir. “ Bir bildiğim var” demektir. (John Maxwell)
. Bize düşen hangi işi, neyi yapıyor olursak olalım, ona her şeyimizi vermek ve onun en iyisini yapmaya çalışmak. Martin Luther King’in dediği gibi: Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michael Angelo’ın resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Sheakespear’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin ya da bir şiirde dile getirildiği gibi:
“Eğer zirvede çam olamazsan vadide bir çalı ol, ama ol.
Derenin yanındaki en güzel çalı sen ol.
Ağaç olamazsan küçücük bir çalı ol.
Çalı olmazsan bir parça çimen ol.
Süsle, şenlendir bir yol kenarını Balina olamazsan küçücük bir balık ol.
Ama göldeki balıkların en kıvrak olanı ol.
Hepimiz kaptan olamayız, tayfalar da olacak. Hepimiz için yapacak şey var bu dünyada. Büyük işler de var, küçük işlerde… Yapmanız gereken şey yanı başınızda.
Ana yol olamazsan bir patika ol.
Güneş olamazsan bir yıldız ol.
İster büyük ol, ister küçük.
Yalnız, her zaman en iyi ol.
Mutluluk:
“İnsan kendi mutluluğunun mimarıdır. Üç şey mutluluk verir, sağlık, para, eğitim. Tutkunun bittiği yerde mutluluk başlar. Mutlu insanlar saatlere aldırış etmezler.”
Ressama sormuşlar: “ Mutluluğun resmini çizebilir misin? Diye. Ressam cevap vermiş: “ Ben çizebilirim de sen anlayabilir misin?”
“İnsanlar mutluluğun yalnızca maddi ihtiyaçların karşılanması olmadığını kavrar. Böylece toplum maddi şeylerin ötesinde olan bir ödüller sistemi oluşturur.” (Yankçu)
Hepimizin hayattaki en büyük gayesi mutlu bir hayat sürmektir. Bunun için gece gündüz çalışır, her türlü zorluğa katlanırız. Mutlu olabilmek için hiçbir fedakârlıktan kaçmayız. Onu yakalayabilmek için koşarız nefes nefese, kalırız tam yakaladık derken bir bakarız ki avucumuzun içinden kaçmış. Sabah evimizden mutlu olmak için çıkarız ama akşam evimize mutsuz döneriz.
Bugün sahip olduklarımız mutlu olmamızı gerektiriyor. Üç kıtada nam salmış, büyük devlet kurmuş olan Osmanlı sultanlarının hayatına baktığımızda biz onlardan daha çok şeye sahibiz. Mesela İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han, makam arabasıyla Boğaz Köprüsü’nden 180-200 km/h hızla gitmenin tadını yaşayamamış, canlı yayına hiç katılmamış, cep telefonuyla konuşmamış, kışın ortasında domates, biber, patlıcan yiyememiş… Biz bugün çok daha fazlasına sahip olmamıza rağmen niçin mutlu olamıyoruz? Peki, mutlu olmamız için ne gerekiyor? Nelere sahip olursak mutlu oluruz?
Mutlu olmamız için neler yapmamız gerekiyor? Mutluluğu yakalayabilmek, mutlu olabilmek için yapmamız gereken şeylere geçmeden önce Apachi kabilesine ait, gerçekten ders veren bir atasözüyle başlamak istiyorum:” Baykuş gibi sabırlı bir seyirci olmayı öğrendik, kargadan zeki olmayı öğrendik, kendisinden on kat büyük bir baykuşu arazisinden atmak için durmaksızın mücadele veren ala kargadan cesareti öğrendik. Fakat öğretmenimiz olarak, hepsinden önce iskete kuşu gelir. Çünkü onun baş eğmez bir ruhu vardır.”
Mutlu olmamız için ilk yapmamız gereken şeylerden biri: yakınmaları, hüzünleri, küskünlükleri, dargınlıkları, hayatımızdan çıkarıp atmaktır.
Para Eşittir Mutluluk mu?
“Mutlu Olma İçin Ne Gerekiyor?” diye sorduğumda birçok seminerimde aldığım ortak cevap: “Para.” İnsanların söylediği şey hep bu. Para olursa, daha iyi maaş alırsak, daha çok para kazanırsak, daha iyi mevki ve makam sahibi olursak mutlu olacağız. Ama gazete ve televizyonlara baktığımızda, haber bültenlerini izlediğimizde, pek çok zengin ve ünlünün psikolojik ve ruhsal yoksunluğu çok net bir biçimde görebilmekteyiz.
Hayattan Ders Alınız:
Hayatta başımıza sürekli bazı olaylar gelir. Her gün sıkıntılar ve problemlerle karşılaşırız. Mesele, o karşılaştığımız problem ve engellerden ders alıp almadığımızdır. Eğer hayattan, başımıza gelen olaylardan ders almazsak, aynı hataya tekrar düşeriz.
Yazın sineğin camı delmek için birkaç kez cama vurup düştükten sonra kalkıp büyük bir hızla tekrar vurması ve sonunda ölmesi gibi.
Elbette hatalarımız, kusurlarımız olacak. Yanlış kararlar vermiş olabiliriz. Ama o hatalarımızdan, kusurlarımızdan ders çıkarabiliyor muyuz? Bir sonraki adımımızı daha sağlam atabiliyor muyuz? Yoksa hala aynı hataları mı yapıyoruz? Başımıza gelen her olayın bize öğreteceği bir şeyler vardır. Bizim çok küçük gördüğümüz önemsemediğimiz olayların içinde bile bizim geleceğimize, hedeflerimize ve hayallerimize ulaşmamızı etkileyecek dersler vardır. Eğer hayata o gözle bakarsak başımıza gelen olaylardan istifade etme şansımız yüksek olur.
Her gün televizyonlarda ve gazetelerde kaza haberlerini görmekteyiz. Aşırı hız, alkol kullanmak, dikkatsizlik, yorgunluk sonucu insanlar hayatlarını kaybetmekte, aileler yok olmakta ama bu hatalar her gün devam etmekte. Ders almıyoruz dostlar.
Sıtkı Aslanhan:
1976 yılında Malatya’da dünyaya gelen yazar, altı yaşındayken ailesi ile birlikte Manisa’ ya yerleşti. İlk orta ve lise tahsilini tamamladıktan sonra beş yıl sonraki üniversite serüveninde, Isparta’da kişisel gelişim dünyası ile tanıştı.
2003 yılında ailesiyle beraber İstanbul’a yerleşen Eraslan birçok özel üniversitede ve devlet üniversitesinde, kamu kuruluşunda, şirketlerde, okul ve dershanelerde “ Moral Motivasyon” , “ İnsan Tanıma Sanatı” ve “Aile İçi İletişim” konularında seminerler verdi. Bu seminerleri Hayat Akademisi bünyesinde Türkiye’nin dört bir yanında vermeye devam ediyor.
Yazar, Kitabın önsözünde Isparta ve Manisa’daki sevgili dostlarına teşekkür ediyor. En anlamlı teşekkür ise işten çıktıktan sonra gece 24’lere kadar köylerdeki kahvehanelerde bisküvi satarak okumamı sağlayan bana inanan ve güvenen sevgili babam Ahmet Aslanhan’a ve canım annem Ayşe Aslanhan’a, inancımı güçlendirerek, zorluklara benimle beraber katlanan sevgili eşim Tuğba Aslanhan’a, yoğun çalışması içerisinde, uykusuz geceler geçirme pahasına yazılarımı büyük özenle okuyan, düzelten, kitabıma şeklini veren kıymetli ağabeyi Ahmet Maraşlı ’ya… Diyerek, devam ediyor…
Onu hayatta en mutlu eden şey, salonları dolduran binlerce kişiyle güzelliği ve sevgiyi paylaşmaktır.
Kaynak: Başarı ve Mutluluk İçin Hayata Gülümse/ Sıtkı Aslanhan Hayat Yayıncılık-2004