Kayserili Bir Hayırsever Cemal ve Nevzer Ercis ve Ercis Yurdu
Merhum Cemal ve Nevzer Ercis’i anmamıza ve bu yazının hazırlanmasına vesile olan 1970’li Develi Lisesi yıllarından arkadaşım, o zamanlar ERCİS Yurdu’ nda kalan eski Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Karslıoğlu’na, Cemal Nevzer Ercis İşitme Engelliler İlk/Ortaokulu ve Nevzer Ercis İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Murat Gediri hocama, Ankara’da ikamet eden Cemal Ercis’in torunu Mehmet Akyol kardeşime, o zamanlar yurtta kalan Diş Doktoru dönem arkadaşım Ahmet Bakkal’a teşekkür ederim.

O yıllarda; Yahyalı, Tomarza, Adana Tufanbeyli, Saimbeyli ilçelerinden yurtta kalan arkadaşlarımız vardı. Gelir durumuna göre kimi parasız, kimi paralı olarak bu yurtta kaldılar. Bu yurt olmasaydı çoğu kişiler okuyamazdı.
Yahyalı’dan; Diş Dr. Ahmet Bakkal, merhum Esat Parlak, Mehmet Yakıcı, İbrahim Atakan, merhum Av. Mahmut Akay, Veli Akay, Yusuf Ekinci, Ahmet Sakızlı, Ecz. Osman Develioğlu, Yaşar Yıldoğan, Bekir ve Yusuf Solak, Adem Demiral, Özgür Çıkılı, Ahmet Çam, Aydın Özkan, Fahrettin Sert , Yeniköy’den; Em. Albay Cuma Yılmaz, Cuma Kaya Öner , Şıhlı’dan Hayrullah Büyükkılıç, Tomarza Kelgin Köyü’nden den; Jeoloji Müh, merhum Adem Karatan, İncili Çavuş Köyü’nden Esef Deli, Adana Tufanbeyli’den; Veteriner Ali Kafadar, Saimbeyli’den; Yusuf Ziya, Saim, Lütfi Ortaç ve Yusuf Ziya Yerkök … Tespit edebildiklerim.

Yurt Müdürlerinden; Ramiz Bilgin’i ve Lise Md. S. Gürkan Tekin’in eşi İngilizce dersine giren hocamızı hatırlıyorum. Ayrıca merhum Kayseri Milletvekili amcam Cemal Cebeci’nin yurdu Ankara’dan Cemal Ercis Vakfı adına denetlemeye geldiğini anımsıyorum.
Cemal ERCİS’in Hayatı:
1903 yılında Develi ilçesinin Tombak Köyü’nde doğmuştur. Ailesinin geçimini sağlamakta güçlük çeken babası Hacı Ahmet Efendi henüz 12 yaşında iken Cemal ERCİS’i İstanbul’a götürerek bir ayakkabıcının yanına çırak vermiş ve Cemal ERCİS’in iş hayatı böylece başlamıştır.
Okuma yazmayı bir şahıstan ders alarak öğrenmiş olan Cemal ERCİS çok zor şartlar altında devam eden kunduracılıktan bir kazanç sağlayamayacağını görerek İzmir’e gitmiş, burada birkaç arkadaşıyla birlikte kiremit imalatına başlamış ise de bundan da olumlu bir sonuç alamayınca Aydın vilayetine geçerek inşaat ameleliği yapmaya başlamış ve bu arada sıva ustalığını da öğrenmeye çalışmıştır.
1923 yılında Ankara’ya gelerek merkez postanesi inşaatında sıvacı ustası olarak çalışmış, işlerindeki başarı, dürüstlük ve ciddiyeti ile kendisini tanıtmış olan Cemal ERCİS İnşaat müteahhitlerinden iş teklifleri almaya başlamış, bu arada mozaikçiliği de öğrenerek işler alıp yapmaya başlamıştır.
Bir süre sonra itfaiye meydanında mozaik ve çini imal ve satış yeri açarak mali imkanlarını da geliştiren Cemal ERCİS 1948 yılında Ercis Otel ve hamamını inşa ederek ve 1950 yılında da kireç ocaklarını kurarak servet sahibi olmuştur.

Develi Devlet Hastanesine Bağışı:
1951 yılında Develi’de bir hastane inşası için bir dernek kurulmasına ön ayak olmuş ve otuz bin lira yardımda bulunmuştur.
Kendi hayat mücadelesinin her safhasında cehaletin insan hayatındaki kahredici etkisini duyarak ve yaşayarak anlamış olan Cemal ERCİS her ferdin hayatta başarılı, ailesine ve topluma yararlı olabilmesi için ilim, ahlak ve marifetle mücehhez olmasının tek şart ve çıkar yol olduğuna derinden inanmış ve bu inançla kendinden sonra gelecek nesillerin cehaletin kurbanı olmaktan kurtulmalarını, bunun için de mutlaka ilim, ahlak ve marifet tahsil etmelerini sağlamak amacı ile sahibi bulunduğu otel ve hamamı vakfederek adını taşıyan bir vakıf kurmuştur.
Uzun yıllar yokluk ve yoksulluk içinde çırpınmış, sonunda; ailesine ve içinde yaşadığı topluma yararlı duruma gelmiş olması bir başarı sayılırsa beni bu başarıya ulaştıran sadece şurada gördüğünüz tek varlığı olan araç ve gereçlerle (mala, çekiç, şakul vb) şu düşünce ve inançlarım olmuştur:
Okutulmamış ve okutulamamıştım. Bunun için okumam yazmam da yoktu. Fakat yılmadan usanmadan çalıştım, doğruluktan bir nebze ayrılmadım. Zira bana hile ve yalan denilen şeyleri öğretmemişlerdi.
Hayatta başarının tek şartının çalışmak ve doğruluk olduğuna inanmıştım. Varlık içinde gülenlere değil yokluk içinde yaşama savaşı verenlere imrendim. Doğruyu, iyiyi, güzeli benimsedim. Bunları değerlerin en değerlisi kabul ettim. İyi ahlaka ve manevi değerlere daima inandım ve sahip çıktım.
Kimseden Yardım Görmedim:
Kimseden yardım görmedim. Çünkü istemekten daima utanç duydum.
Başkalarının sırtından geçinmeye alışmış tembel insanlardan korktum ve uzak durdum.
Muhtaç ve tembel olanların halini görüp muhtaç durumda kalmamak için çalışıp çırpınanlarla dostluk kurdum.
Her işimi kendim gördüm. Kimseye yük olmadım. Bundan dolayı sevildim ve sevmeyi öğrendim. Çok olanı tüketmeyi değil az olanı çoğaltmayı hüner saydım. İlim sahibi kişilerin haline imrendim, cahil kişinin halinden Allah’a sığındım. En akıllı kişinin, kendini kötü arzuların ve kötü düşüncelerin tesirinden uzak tutabilen insan olduğunu düşündüm.
En mutlu kişinin kişisel mutluluğunu toplumun mutluluğunda arayan kişi olabileceğine inandım. Dinlediğim hayat hikayelerinden ilginç olanı Atatürk’ün hayat hikayesi ve en değerli sözlerinden birisi de yine Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” Sözü olarak kabul ettim.
Develimizin İlk Hayırseverlerinden Merhum Cemal ve Nevzer Ercis’i Rahmetle Anıyorum.