Kayserili Efsane Bilim Adamı Prof. Dr. Kirkor Yalçın

M. Orhan Cebeci

23-02-2024 11:43

Kayserili Efsane Bilim Adamı
Prof. Dr. Kirkor Yalçın
Hayatını anlattığı belgeselde Develiyi, eğitimini ve buluşlarına yer verdiği bu güzel yazıyı okurken onu daha iyi tanıyacak. Onunla hemşehrisi olarak gurur duyacaksınız. İstanbul Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneğimizin toplantılarına, iftarlarına katılırdı.26 Ekim 2002 Tarihi’nde Develi Lisesi’nin düzenlediği “Anılar Şöleni” programına katılıp bir konuşma yapmıştı. Hayatı ve mücadelesi örnek alınacak bir bilim adamıydı. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Allah’tan rahmet eylesin. Hocamızın kendi anlatımıyla hayatından kesitler:



Evet, Benim doğum yerim Kayseri’nin Develi kazası, batısında Erciyes Dağı, doğusunda da yeşil ormanlı dağlar vardı. Şehrin içerisinde de akarsular yerden fışkırırdı.4veya 5 yaşlarında olduğumu hatırlıyorum. Evimizde bir eşeğimiz vardı. Buna biner çaya kadar gider. Çayda su depolarını doldurur eve getirirdim suyu. Bir aralık annemle beraber gittik oda orada çamaşır yıkıyordu. Çamaşır yıkarken çevrede bir sürü hayvanlarda oradan su içerdi. Onlar arasında tavuk, ördek, kuş onlar su içtikleri zaman başlarını havaya kaldırırlardı.Annem çok dindar olduğundan dolayı başlarını havaya kaldırmalarını dua etmek olarak değerlendirirdi. Bende su içtiğim zaman beni yanına çağırır - Bak bunlar su içiyor ve tanrıya dua ediyor. Sen hiçbir şey yapmıyorsun diye kızardı. Bende çevreye baktım. Orada ördek, tavuk ve kuşlar su içerken başlarını kaldırıyorlardı. Ama bizim koyun, dana ve eşek hiç başlarını kaldırmıyorlardı havaya. Bir aralık gittim.Bak anne dedim bizim eşeğe bak,koyuna bak onlar başlarını havaya kaldırmıyorlar. Dedin. Öyle dalgın bir biçimde baktıktan sonra, canı da çok sıkıldı. Dediği doğruydu oğlanın. Hiç te onlar başlarını havaya kaldırmıyorlardı. Ve artık bana bakmaz oldu. Yanından ayrıldım, olmaz olaydın, doğmaz olaydın. Dedi.
Aradan yıllar geçti. Ben makine mühendisliğinde “akışkanlar mekaniği” hocası oldum. Hidrolik dersleri veriyordum. Ve suyun nasıl emildiğini orada öğrencilerime anlatıyordum. Bir tüpün içerisinde su veya içecek su olduğunu düşünelim. Ağzımızla tüpün üzerinde bulunan havayı emiyoruz. İçeride havanın basıncını yok ediyoruz. O zaman dışarıdaki hava tüpün içindeki sıvıya etki ediyor. Ve ağızımıza suyu getiriyor ve yutuyorduk. O bir dua etme değildi. Öyle düşünülüyordu.
İLKOKULA DEVELİ’DE BAŞLADIM
O zamanlar çocuklar 7 yaşına basmadan ilkokula yazılamıyorlardı. Bende tam 7 yaşına geldiğim zaman ilkokula yazılmıştım.3 kardeştik ben en küçükleri oluyordum. Ben ilkokula gitmeden yazmayı okumayı öğrenmiştim. El yazısını bile yazıyordum. Öğretmen şaşırmıştı.- Sen bunları nereden öğrendin? Dedi. - Ben çalıştım öğrendim. Dedim. O şekilde ilkokulda matematik, tarih, coğrafya, Türkçe vardı. Herhangi bir yabancı lisan yok. O tür dersler anlatılırdı. Ve öğretmen dersi anlattıktan sonra beni çağırır anlattıklarını anlatmamı isterdi.Şaşırıyorum o zamanki hafızam olsa olsa yüzde 25 ine.  Ne dediğini, tarihleri dâhil padişahları askeri güçler, hepsini yeni baştan anlatırdım. Ve herkes bana şaşırırdı.Öğretmen anlattıktan sonra nasıl bu böyle anlatıyor.Diye
İlkokulu bitirdiğimde ağabeyim askerliğini yapmış Develi’ye gelmişti. Hayatını kazanmak için kunduracılık yapmıştı. Babamızın bir dükkânı vardı. O dükkânda kunduracılık yapacaktı, para kazanacaktı. Ve evlilikte yaptı. Bunun üzerine yanında kendisine yardım edecek olan bir çırak gerekiyordu. O çırağı ben olarak karar vermişti. Bana sormadan karar vermişti.
DEVELİ’DEKİORTAOKUL YILLARIM:
Ağustos ayına doğru ortaokula kayıtlar başlamıştı. Kaydolmak istediğim zaman babam ben seni okutamam dedi. Ben ise bunları hiç dinlemiyordun. İlla ortaokula kaydolacağım diyordum. Orada Merkez İlkokul karşısında ortaokul vardı. Ahmet Yıldırımdı bizim hocamız. Aynı zamanda oranın başkanıydı. Ona gittim. - Gel oğlum ben seni kaydettiririm. Dedi.Kaydolmak için beş liraya ihtiyaç vardı. Ama ben ailemden beş kuruş bile alamazdım.Fakir fukara değildik. Evi, bağı bahçesi olan bir aileydik, dededen kalma. Ahmet Bey dediki: “bu çocuktan hiç para almayın. Göreceksiniz o burada hep iftihara geçecek.” dedi. O şekilde hemen kaydettiler,parasız olarak beni.Defter kitap kalem satan satış yeri vardı, bürosu vardı.Oraya ortaokul 3 seneydi ya 3. Sınıfın en çalışkan öğrencisini koyarlardı.Beni birinci sınıfta onun başına koydular.Ve orayıda idare ediyordum okulda. Ama sınıfta hocaların anlattıklarını da hiç unutmuyordum.Yolda giderkende hep kafam orada anlatılanları tekrar ediyordum.Arkadaşlarımada anlatıyordum hatta onlarla beraber dolaşırken arkadaşlık yaparken matematik derslerini onlara da anlatıyordum. Defter lazım kalem lazım, bunları nerden alacaktım. Kaymakamlığın bulunduğu yerde çalışanların bürolarında mahkeme salonlarında kâğıtlar dışarı atılırdı.Ben oralara gider o kâğıtları toplardım. İğne ile defter yapar,oraya yazardım yazacaklarımı. Kaleme de ihtiyacım yoktu. Yani parasız okudum.Aileme muhtaç olmaksızın…Öylece sene sonunu getirdik. Ortaokulu böylece bitirdim.(Ortaokul arkadaşları arasında ağabeyim Necdet Süha Cebeci ve Taki amcamın kızı Maral Cebeci ablamda vardı.)



Ağabeyim evlenmiştiçocuğu da olmuştu. Ondan sonra eşi ile beraber İstanbul’a göç etmeyi düşündüler. Bunun içinde evi bahçeyi ne varsa her şeyi satacaklardı. Bunlar dededen kalmaydı. Anneme babama dedi ki ben bu çocuğu İstanbul’da okuturum. Dedi. Döndük. Ben Haziranda mezun oldum. Temmuz da buraya geldik.

İSTANBUL’DAKİ LİSE YILLARIM:
Beyazıt’ta bir bakkal dükkânı açtık.Sigara, tütün gibi şeyler satıyorduk. Ağustos ayına yaklaştığımız zaman ağabeyim tuttu dedi ki - Ben dışarda mal alacağım sende burada satacaksın.Mal alıyor bende satıyordum.- Ben seni okutamam dedi.- Biz böyle konuşmamıştık dedim.- Orada öyle söyledim. Burada da böyle dedi. -Eğer okuyacaksan kendine iş ara bul, kazan paranı, ancak o şekilde okuyabilirsinyoksa başka şekilde okuyamazsın. Dedi.
Bende okuyacağım diye bağırdım çağırdım.Kendisi mal almaya gittiği zaman dükkân bendedükkânı kapattım İstanbul Erkek Lisesi’ne gittim.Müdürün kapısını vurdum.Müdür Ahmet Özbey. Ben buraya kaydolmak istiyorum dedim. İstanbul’da akrabalarımda vardı veli olmamışlardı, hepsi reddettiler.-Ağabeyini neden dinlemiyorsun, diye kızdılar. Ben okumak istiyorum.Ailem karşı çıkıyor dedim. Develi’deki notlarımı iftiharkâğıtlarımı gösterdim. Hemen biz seni kayda alırız dediler. Orada oturan bir öğretmen “Ben senin velin oluyorum.” dedi. O şekilde İstanbul Erkek Lisesi’ne kaydoldum.Lise o zaman 3 seneydi.Üçüncü sınıfa geldiğim zaman bir baş ağrısı başladı bende. Çünkü ben okuyordum. Babamda lise 2’de iken kanser oldu, sigaradan vefat etti..O zaman evin reisi yine ağabeyim oldu.Okumayacaksın,okumayacaksın diyordu. Bu uzun vadeli mücadele bende bir baş ağrısı yaptı.Ders çalıştığım zaman başım ağrıyor.Oturduğum zaman uyuyabiliyordum. Baş ağrısı geçiyordu. Yani başağrısı bana okumayacaksın diyordu.Bir doktora gittim buna rağmen. Doktorun verdiği ilaçları aldıramadım.  O zamanlar kırk liraydı muayene ücreti. Doktor “Merak etme bu hastalığı geçiririz” demişti.O zaman her şey benim irademe kalıyordu.
İTÜ’YE 4. OLARAK GİRDİM:
Sene 1958 yaz aylarında İTÜ’ye girmek için derslere,kendim çalıştım.O zamanlar Üniversite,Türkiye’den 550 kişi alıyordu.
Bir kısmı makina bölümüne, bir kısmı elektrik ve inşaat bölümüne dağıtılıyordu. Ben o sırada bir depresyon içindeydim.Doğru dürüst çalışamıyordum.Fakat o sınavlarda 4. seçildim. Altyapı iyi olduğu için Develi’den... Sonradan yaptığım çalışmalarla Makina Mühendisliği bölümünü kazandım.Makina Bölümü 5 seneydi.Bugünkü olduğu gibi 4 sene değildi.Alman usulü buradan yüksek makine mühendisi olarak mezun olunuyordu.Yani bir tür lisansüstü çalışma da içeriyordu.
1964 senesinde Üniversite’yi bitirdim. Makine Mühendisliği bölümüne asistan olarak kabul edildim. İTÜ’de o zamanlar pek doktora yapan asistan yoktu, çok azdı. Çünkü bazı hocalar doktora konularını veriyor, bazıları veremiyorlardı.Ben hem sağlık açısından, hemde yurt dışında daha iyi bilim yapmak bakımından Fransa’ya gitmeyi hayal ettim. Onun için burs kazanmalıydım.
FRANSA HAYALİM NASIL GERÇEKLEŞTİ?:
 Fransız hükümeti Türk Hükümetine her sene burs veriyordu. Bunun için iyi bir Fransızca bilmek gerekiyordu. Taksimde Fransız konsolosluğu var. Kültür Ataşeliğinegittim, düşüncemi söyledim. Tabi Fransızca konuşarak söyledim. Kültür ateşesin senin sınava ihtiyacın yok, seni kabul ederiz dedi. O şekilde Fransız Hükümeti bana burs bağlamış oldu. Hemen eylül ayı içerisinde de yola koyuldum.
 O zaman asistan aylığım 587,5 liraydı. Uçak çok pahalıydı. Tren ile 400 liraya gidiliyordu. Tren yolculuğu da 3 gün sürüyordu. Sirkeci’den trene biniyorsun Bulgaristan’a, Sofya’dan sonra Belgrat’a, sonra İsviçre’ye oradan da Paris’e geçiyordu. O şekilde bir yolculuk yaparak Paris’e ulaştım. 
Fransa’da Fransız öğrenciler ile doktora yapacak yurt dışından gelen kişilerle orada üniversite lojmanlarında kalabiliyorduk. Ben Belçika evine kabul edilmiştim. Güzel olan içeriye giriyorsun, tek kişilik odalarda kalıyorsun çünkü çalışacaksın. Üç kişilik odalar yapılmıyordu burada olduğu gibi. Eğer sene sonunda başaramazsan, oradan atılıyordun. Yani iyi şeyler vardı ama başarılı olmak kaydıyla vardı.
1960’LI YILLAR TÜRKİYE:
1960 senesinde, biliyorsunuz Türkiye’de darbe olmuştu. Bu darbeden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nden birçok hocanın işine son verilmişti. Makina Mühendisliği bölümünde Prof. Dr.Ratip Berker… Kendisi eğitimini Fransa’da görmüş. Çok önemli beynelmilel yayınlar yapmıştı. Mekanik dersini o veriyordu. Bende o dersten çok iyi bir puan almıştım. Ondan iyi puanlar almak çok zordu.20üzerinden 17 almıştım. Orada “Akışkanlar Mekaniği Kürsüsü” de vardı. Orada görev yapıyordum. Oraya gittim. Şimdi hoca bulmam lazım. Birde biz Türkiye’de Yükseklisansünvanlı almış olsakta Fransa onu kabul etmiyordu. Yani Yüksek mühendis olarak kabul etmiyordu.Mühendis olarak kabul ediyordu. Ben orada yüksek lisans yapmaya başladım. Çeşitli derslere yazıldım. O derslere giriyordum. Ratip Berker’i orada buldum ve yazıldım. Ama RatipBerker’e değil de oranın başkanı, akışkanlar mekaniğinde kitabı var. Bir Fransız profesöre yazıldım. Lille şehrinde master yapıyordum.O sıralarda Kanada’dan bir öğrenci Puanla’ydı adı,  bir buluş yapmış. Öyle bir buluş ki…Şöyleşurdan başlayan bir kanal düşünün.  Şuradan havayı veriyorsun.İkiye bölünmesi lazım değil mi? Hayır sadece birinden çıkıyor. Öbüründen geçmiyor. Bu sırrı bulmuş. Nasıl yapacağını bulmuş. İstediği zaman oradan akıttırmıyor. Buradan akıttırıyor.Ve bunu ABD de uzay araştırmalarında kullanmaya başlamışlar. Benim işte master hocam orada bulunmuş ama nasıl bulunmuş onu araştırıp açığa çıkaracaksın demişti.O bulundu.Bende ispatladım nasıl olduğunu. Şimdi şuradan havayı hızla yolluyorlar.Bir kısmı buradan,bir kısmı da buradan geçiyor.Şuranın eğimini öyle yapıyorsun ki, hava şuraya geldiği zaman boşluk oluyor.Şuradaki mevcut hava öbür tarafa kayıyor. Daha doğrusu gönderilen havaetrafındaki havayı emiyor. Hakikaten hiç böyle gitmiyor şöyle gidiyor. Bunun üzerinde deneysel çalışmalarda yaptım.Hoca zaman zaman çağırıyor kontrol ediyordu.Başarılı olduğunuz zaman bursunuzun uzatılması için rapor yazıyordu. Bana verilen rapor epeyce pozitif oldu. Yanımızda Belçika vardı. Belçika’dada üniversite var. Orada da ilişkileri vardı. Zaman zaman oraya gittim geldim.
BELÇİKA VE BRÜKSEL ANILARIM:
Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir pazar günü gezerken bir mezarlığa rast geldim. Girdim mezarlığa bir annenin oğlu trafik kazasında ölmüş herhalde, onun üzerine şöyle bir şiir yazmıştı.
Türkçesi:
Rahat uyu canım yavrum
Bu ebedi yatağında
Sensiz kalan anne baban
Gülmez artık bu dünyada.
Böyle bir şiiri okumuştum.  Tekrar Lille’e geçiyordum masterim bittiği zaman orda beni idare eden hoca 64 yaşına gelmişti.64 yaşında emekli olmak zorunluluğu varmış. Ratıp Berker’de oradan ayrılmıştı. Sebebi şuydu: Ya orada Fransız vatandaşlığına geçecek veya orayı terk edecekti. Ratip Berker başka bir milliyet kabul etmediğinden dolayı Türkiye’ye dönmek zorunda kalmıştı.Benim hocamda emekli olunca benim orada ayrılmam gerekiyordu. Başka bir yer bulmam gerekiyordu. Bu başka yer Fransa’nın güneyinde Toulouse şehri vardı. Orada uçak fabrikaları çalışıyordu. Ben oraya taahhütlü bir mektup yazdım.Ve oradan hemen cevap geldi.Fransız hükümetinin bursiyeriolarak kendinizi takdim ediyorsunuz. Mademki burslusunuz. Sizi kabul ediyoruz dedi. Orada artık doktora kısmını yapacaktım.Toulouse’a gittim. Gereken resmi işlemleri yaptım.Üniversite’nin lojmanları vardı. Tek odalı bir yer verdiler. Tek odalı sözünü tekrar ediyorum. Öğrenciler iyi çalışsınlar ve yetişsinler diye tek odalı tek kişilik odalar yapmışlardı…
YUNANLI ARKADAŞIMLA BİR BULUŞ YAPTIK:
Orası Toulouse, Marsilya’nın yakınında İspanya’ya yakın  bir yer. Paris’te ta yukarıda. Yunanlı arkadaşımla bir buluş yaptık. Basınçlı havayı verdik alet tak diye durdu bir yerde. İkici impusu yolladık yine durdu.. Hocamın kapısını vurdum. - Mösyö alet çalışıyor.- Dedim. Hiç bilmiyorki ben başka bir şey yapmışım. Hoca bunu gördü hayretler içinde kaldı.Hoca bunu görür görmez Sanayi Bakanlığı’na bildirmiş. Sanayi Bakanlığı’ndan bir üst düzey yetkili geldi.Aleti çalıştırın dediler bize.O Yunanlı arkadaşla beraber çalıştırdık. Üst düzey yetkili gördü çok sevindi. Tebrik ederim mösyö dedi. Ondan sonra doktoranı yazabilirsin dediler. Doktoramı yazmaya başladım. Ve patent almakta istedim. Bu nasılsa duyulmuş. Hocaya kadar ulaştırmışlar. Hoca çağırdı dedi ki: Fransa’daki rejim gereği araştırıcılar kendilerine patent alamazlar.Hepsi üniversiteye mahsustur, üniversiteye ait olur dedi.Onlar dışarıya satacaklar sattıkları şirket 240 bin frank ödeyecek onuda enstitü alacaktı.Çeşitli masraflarını öyle karşılıyorlardı.O yüzden ondan kırk para almış değilim.
FRANSA’YI NASIL TERK ETTİM:
Yalnız şöyle bir şey oldu. Fransız Dışişleri Bakanlığı’ndan bana bir kâğıt geldi. Türk Hükümetinden aldığımız olumsuz bilgi üzerine Fransa’yı terk etmenize karar verildi.Üç ay içinde Fransa’yı terk edeceksiniz diye. Onu ben Yunan arkadaşa gösterdim.Hayret ettik, bunlar bir hile mi yapıyor diye.İlla ben hocaya göstereyim diye. Ben istemiyordum göstermeyi.Dediki: “Emniyete git oradaki başkanla konuş ne diyecek dedi.”Emniyete gittim.-Ne olumsuzluk yaptınızda Türk Hükümeti sizden dışlanmanızı istiyor diye.O zaman yaşım 31’i geçmişti.O zamanlar 31 yaşını geçmiş olanlar askere giderler.Annemde yazıyordu seni askerlikten arıyorlar diye. Yurt dışında bulunduğum Türk Konsolosluğuna bildiriyorlar. Onlarda bursu kesin diyorlar. Fransız Hükümeti de benim bursumu kesiyor. Zaten ayda 500 Frank alıyordum. O ancak yetiyordu. Yönetimdeki üst yetkili polis dedi ki. Askerlikten dolayı sana nasıl böyle bir ceza verirler dedi.Bilmiyorum öyle yasa dedim. Fransa’da asla böyle bir şey yok dedi.Ömrünün sonu kadar burada durabilirsin.Bırak buradan git demiş, Dışişleri Bakanlığı,kendi dış işlerine kızıyor. Ömrünün sonuna kadar burada dur.Araştırma geliştirme yap. Sana kimse buradan dışarı çık demez dedi.Çünkü sen ilim yapıyorsun burada dedi.Bu bir insanlık hizmetidir.Dedi.Aynen böyle konuştu.Gittim hocaya anlattım. Tamam sana burs bağlarız dedi. Bana buluştan  dolayı para vermediler ama. Doktoranı savununcaya kadar biz sana burs bağlıyoruz dedi.Bana burs bağladılar.Yiğidi öldür hakkını inkâr etme.Kimseye muhtaç olmadım.
1974 YILINDA TÜRKİYE’YE DÖNDÜM:
1974 senesinde Türkiye’den gelen gazeteleri Paris’te gördümEcevit Kıbrıs’a girmişti.Annem gel gel diye yazdığından dolayı Türkiye’ye dönmeyi düşündüm.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİNDE DOÇENT, TRAKYA ÜNİVERSİTESİNDE PROFOSÖR OLDUM:
 Eskişehir’e geldim. Eskişehir’de Anadolu Üniversitesine girdim.1975/76 senelerinde öğretim üyesi çok az bulunuyordu.Sebebi de çok büyük bir anarşi vardı.Hocaları öldürüyorlardı.Anadolu Üniversitesinde çeşitli dersler üstlendim. Öğrenciler bana çok saygılı davranmışlardır. Olumsuz bir şey yapmamışlardır.On sene kaldım orada.Doçentliğimi orada yaptım. Sonra Edirne’ye Trakya Üniversitesi’ne geçtim.Edirne’de 13 sene kaldım.Orada profesör oldum.Aslında zorla oldum diyeceğim.Çünkü ben teknik çalışmalar yapmak istiyorum, buluşlar yapmak istiyorum.Yurt dışında öyledir.Bir ünvanlı öyle vermezler.Birşeyler yapmanız gerekir.Kıymetli eserler üretmeniz gerekir.Örneğin orada her profesör en az beş tane doktora öğrencisini her sene idare etmek zorundadır.Ondan sonra yayınlar yapacaklar birde. Oyayınlara bakarak profesörlüğünü devam ettirebilir.Yoksa ettiremiyorsun. Onun için oradaki bilim adamları çok sıkı çalışmak zorunda kalıyorlar. Ben öylesine bedavadan profesör olmayı istemedim. Bu yöntemi oraya da uygulamak istedim ama Ne Eskişehir’de nede Edirne’de laf duyurdum. Öylesine oldum diyeceğim. Sonra emekli olup İstanbul’a döndüm. Bitirdim böylece.
BİR ŞİİR YAZDIM:
Nede çabuk geçti zaman.
Hey gidi dünya hey!
Bu hafta yılsonu herkes ayakta.
Çalınan veda şarkıları komşu plakta
Düşünüyorum, düşünüyorum.
Gelmiyor düşüncelerin ardı
Yılsonunda dün akşam
Şehrin kule saati
Tik takları üç hece
Din dan don.
Eğilip de kulağıma gizlice
Ne dedi bilirmisin ne dedi
Şair kutlu olsun.
Bir dönem daha bitti.
Gönlümü eski ayrılıklara sürükledim
Sanki limandan kalkan gemi içinde öğrencilerden
Her biri eller havada
Elvada,elvada, elvada demişlerdi.
Deniz ufkunda kaybolup gitmişlerdi.
Fırtına sürükleyip götürdü onlarıatarak dalgalara
O talihsiz alınlar ki çarpar meçhul taşlara.
Kör okyanusa daldılar.
Gülerek oynayarak meçhule giden yolda
Anne baba ve yurdundan uzak.
Ah herşeyleri onlar olan anne ve babaları
Gözlerini ufka dikip hayal eder olanları

Ve sorarlar ne oldular şimdi.

Bir adada hükümdar mı.?

Yoksa başka bir yurt bulupta

Bizleri unuttular mı?

Her şeyleri onlar olan anne babaları
Hasret içinde geçirirler arta kalan yıllarını
Gün gelip o gözler kapanınca kara toprak içinde
Anmaz artık adlarınızı bir taş parçası bile.
Düşünüyorum düşünüyorum
Gelmiyor artık düşüncelerin ardı
Ayrılık günlerini düşünüyorum.
Şimdi onlar uzaklarda, çok uzaklarda
Kim bilir ne halde o kasvetli ufukta
Aradan uzun yıllar geçti.
Gidenlerden ne bir ses nede bir seda
Elvada,elvada,elvada.
Nemli gözlerimden son hatıra.
Ben bu şiirde öğrencilerin ihmal edildiğini diploma dağıtılarak.İşte sevinerek okyanus boyu açık gittiklerini.Kendilerine bir yurt ve ülke aradıklarını Orada perişan günler geçirdiklerini. Anne babanında  bir hasret içinde  yaşadığını  anlatıyor ve acı duyduğunu söylüyorum. Mezuniyetteyim acı duyduğumu söylüyordum. Tebrik ederim, yok orada.
NOT: TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin videosundan yazıya dökülerek alınmıştır.



Kirkor Yalçın: ‘’Hayat kısa sürer, eserler uzun ömürlü olurlar’’Bu bir Latin atasözüdür. Bu anlayışla bu eserleri hazırlarken, öğrencilerin teorik bilgileri benimseyerek öğrenmelerini, ezberleme temelinde alışkanlarından uzaklaştırmayı amaçladım; meslek hayatlarında yaratıcı yani araştırma-geliştirme yapan mühendisler olarak hizmetler vermelerini sağlamaya çalıştım.
ÖĞRENCİLERİNİN HOCAMIN ARDINDAN sözler:
*Bir insanda olamayacak kadar empati sahibi, gerçek olamayacak kadar alçakgönüllü bir hocaydı.”
*Ortadoğu ve Balkanların en kral hocası. Evlenmemiş, kendini öğrencilerine adamış insan. Sabah temiz olan giysileri akşama tebeşir tozuna bulanır, dersi yaşayarak anlatırdı. Gecenin bir yarısı çağırsan yatağından kalkar ders anlatmaya gelir. Sıfır ego sahibi, büyük bir beyindi. Ondan ders almak benim için büyük bir onurdu.”
*Her dersinde tahtaya bir Fransız atasözü yazan sonra da ellerini arkasına koyup tatlı tatlı gülen; yüreği sevgi, aklı bilgi dolu müthiş insandı.”
ÖZGEÇMİŞİ:
Prof.Dr.Kirkor Yalçın:1939 yılında Kayseri’nin Develi İlçesi’nde doğdu. İlk ve ortaokulu Develi’de okudu. 1958’de Cağaloğlu İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1964 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Fakültesi’nden Yüksek Mühendis olarak mezun oldu. 1964-1966 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Termodinamik Kürsüsünde asistan olarak görev yaptı. 1966-1971 yılları arasında Fransa’dan burslu olarak Fransa’da “Akışkanlar Mekaniği” üzerine yüksek lisans ve doktora yaptı. Doktorası sırasında ‘”Step By Step Pneumatic Motor’’ konulu bir yenilik yaparak 1971 yılında patent aldı. Doktora sonrası Bruxelles’deVon Karman Enstitüsü’nde süpersonik gaz akımları ile ilgili teorik ve deneysel çalışmalar yaptı. 1975-1985 yıllarında Anadolu Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü'nde görev yaptı. 1988-2001 yılları arasında Edirne, Trakya Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nde doçent, 1994 yılından sonra profesör olarak görev yaptı. 2001 yılında emekli olarak Trakya Üniversitesi’nden ayrıldı.
13 Şubat 2024 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Cenazesi 14 Şubat günüİstanbul-Bakırköy Ermeni Kilisesi’nden ailesi ve sevenleri tarafından kaldırılarak ebedi âlemi uğurlandı.



 
DİĞER YAZILARI Gençlik Komisyonumuzun İznik/Bursa Kültür Gezisi 01-01-1970 03:00 Mareşal Fevzi Çakmak’ın Kara Müftü’yü Ziyareti 01-01-1970 03:00 GÜNGÖRENDE AŞIK SEYRANİ FİLMİ GÖSTERİMİ  VE ÇÖTEN KÖYÜ DERNEĞİMİZİN GENEL KURULU 01-01-1970 03:00 Yazı Tasarımcısı Kayserili Hemşehrimiz Grafik Tasarımcı Doç. Dr. Abdullah TAŞÇI   01-01-1970 03:00 Prof. Dr. İlber ORTAYLI Hocayı Rahmetle Anıyorum 01-01-1970 03:00 SEYRANİ DİVANI Everekli Âşık Seyrani’nin Kerametleri Mütercim: Ömer ATMACA 01-01-1970 03:00 SEYRANİ  DİVANI/2 01-01-1970 03:00 SEYRANİ DİVANI 01-01-1970 03:00 Evereğin Velisi Seyrani Yüreğinden Öpülmemiş Adamlar Yaşar Adanur 01-01-1970 03:00 Develi’nin Ruh Mimarı Âşık SEYRÂNÎ (1800-1866) 01-01-1970 03:00 Dünya Kayserililer Günü ve Develi’nin Velisi Âşık Seyrani” Sinema Filmi 01-01-1970 03:00 Kayserili Sanatçımız Ozan Yusuf Alper 01-01-1970 03:00 Âşık Seyrani Filmi Ve İğne ile Kuyu Kazmak 01-01-1970 03:00 16 OCAK DEVELİ’DE TARİHİ BİRGÜN Develi’nin Manevi Mimarları: 01-01-1970 03:00 Uzaktaki Bayraktarlar Abdullah Ayata 01-01-1970 03:00 GÖÇÜN SOSYOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 Develi Belediye Başkanı Adem ŞENGÜL İstanbul’da Hemşehriler ve Bursiyerler ile Buluştu 01-01-1970 03:00 Abdullah Ayata’dan Yeni Bir Roman Yadigâr 01-01-1970 03:00 Başarı ve Mutluluk için Hayata Gülümse 01-01-1970 03:00 DEVELİ VE YÖRESİ DERNEĞİMİZDE  BURSİYERLERİMİZLE İLK BULUŞMA 01-01-1970 03:00 Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmi 01-01-1970 03:00 TARİHTEKİ YERİ VE HER YÖNÜYLE DEVELİ/2 01-01-1970 03:00 TARİHTEKİ YERİ VE HER YÖNÜ İLE DEVELİ 01-01-1970 03:00 Everekli Halk Ozanı Âşık Seyrani 01-01-1970 03:00 Aşık Seyrani İle İlgili Övgüler 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​Hemşehrimiz Merhum Sakıp Sabancı 01-01-1970 03:00 Kurmel Ailesi ve Zilemiz (5.Bölüm) Muhtar Mevlüt Çavuş ve Öğretmen Ahmet Yıldırım 01-01-1970 03:00 Kurmel Ailesi ve Zilemiz (4.Bölüm) 01-01-1970 03:00 Kurmel Ailesi ve Zilemiz ( 3.Bölüm) 01-01-1970 03:00 Kurmel Ailesi ve Zilemiz (2. Bölüm) 01-01-1970 03:00 Kurmel Ailesi ve Zilemiz 01-01-1970 03:00 Bir Anadolu Çocuğunun Kur’an Kursu Anıları Taşçıoğlu Hafız Okulu(1955-1957) 01-01-1970 03:00 KAYSERİ VE DEVELİ SEYAHATİMDEN NOTLAR 01-01-1970 03:00 Âşık Seyrani Şiir Yazma Yarışması 01-01-1970 03:00 Kayder Gençlik Komisyonumuzun Çanakkale/Abideler Bursa Kültür Gezisi 01-01-1970 03:00 Mânâlar İplikten İnce Dülgeroğlu Sabit (Şiirler-10) 01-01-1970 03:00 Safranbolu ve Amasra Gezimiz 01-01-1970 03:00 KİM VAKFI Kültürler Arası İletişim Vakfı 01-01-1970 03:00 Duayen Terzi Mahir Solak Ağabeyin Anısına 01-01-1970 03:00 Rahmetli Terzi Mahir Solak Ustanın  Ardından 01-01-1970 03:00 Gönül Tezgâhında Şiir Dokudum Dülgeroğlu Sabit (Şiirler-9) 01-01-1970 03:00 BİR GÖÇ HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 Sivasa Gitmeyi Elbize gitmeye bekliyorlar. 01-01-1970 03:00 KEŞKE EVEREK HEP BÖYLE OLSA 01-01-1970 03:00 Develi’de Kuvvayı Milli’ye Harakatının İlk Kıvılcımını Yakan Posta Görevlisi 01-01-1970 03:00 Geçmişte Geleceğe Günümüze Köprü DEVELİ’DE LAKAPLAR 01-01-1970 03:00        İSTANBUL’DAKİ DEVELİLİLER GÜNGÖREN’DE BULUŞTU. 01-01-1970 03:00 Saraydaki Kayserili 01-01-1970 03:00 Kurtuluş Savaşı Şehidi Piyade Er Ali Çakıoğlu 01-01-1970 03:00 Develi Çarşı Camiinin Mimarı Salim Alp 01-01-1970 03:00 Baba Dağdır, Baba Çınardır, Baba bayraktır  Baba Vatandır 01-01-1970 03:00 Üç Gonca Gülüm 01-01-1970 03:00 MEB Bakan Yardımcımız Nazif Yılmaz’ın Develi Lisesi’ni Ziyareti 01-01-1970 03:00 Develi Halkı, Eğitimde Bir Çığır Açtı! 01-01-1970 03:00 Anadolu’nun İrfan Mektebi Develi İmam Hatip Lisesi 01-01-1970 03:00 İstanbul Develi ve Yöresi Derneği  Sümengen Otel’de BursiyerlereTanışma Kahvaltısı düzenledi 01-01-1970 03:00 İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Bursiyerlerimizle İlk Buluşma 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Döneminde Develi’de Ahilik ve Zanaatkarlar  01-01-1970 03:00 CAN KARDEŞİM HUTBİ GÖKTEKİN’NİN ANISINA 01-01-1970 03:00 İSTANBUL DEVELİ VE YÖRESİ KÜLTÜR DAYANIŞMA DERNEĞİMİZİN İSTİŞARE VE YÖNETİM KURULU TOPLANTISI 01-01-1970 03:00 Bir Tüfek Ustası Merhum Avcı İsmet Atakan Ağabey 01-01-1970 03:00 Bir Fotoğrafın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Hayırsever İş Adamı Merhum Mehmet Palamut Ağabeyin Anısına 01-01-1970 03:00 Öğretmen Ablam Ayşe Zeliha Cebeci Arslan 01-01-1970 03:00 Kardeşim  Merhum Alaaddin Lütfi Kuday Anısına…   01-01-1970 03:00  Arkadaşım Merhum Mustafa Sirgüveç (Gıdırık) 01-01-1970 03:00 DEVELİ ÇÖTEN KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİMİZ 01-01-1970 03:00 Vakıf İnsan Amcam M.Taki Cebeci’nin Anısına 01-01-1970 03:00 2023 Yılının En İyi Yaratıcı Öyküsü “Kapı Çalma Sesi” 01-01-1970 03:00 BENİM GÜZEL MEMLEKETİM 7.Bölüm: Develi = Erciyes 01-01-1970 03:00 BENİM GÜZEL MEMLEKETİM 6. Bölüm: Develi’nin Sembolü İbibik 01-01-1970 03:00 Edebiyatçı, Şair, Yazar ve Akademisyen Hocam Dr. Bekir Oğuzbaşaran 01-01-1970 03:00 Kılıç Ali’nin Develi’ye Gelişi Mehmet ÖZDEMİR Anlatıyor 01-01-1970 03:00 MİLLİ MÜCADELE'DE DEVELİ  Mehmet ÖZDEMİR 01-01-1970 03:00 BENİM GÜZEL MEMLEKETİM   5. Bölüm Develi'nin Damak Tatları ve Bahar 01-01-1970 03:00 ARİF ERBESLER Hocamız Dualarla Ahiret Yurduna Göçtü 01-01-1970 03:00 BENİM GÜZEL MEMLEKETİM 01-01-1970 03:00 Develi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Karar Defteri 01-01-1970 03:00 DR. AHMET ŞÜKRÜ SOMUNCU'NUN TEZ KONUSU SEYRANİ ÂŞIĞI MERHUM ALİ ÇATAK 01-01-1970 03:00 ERCİYES'İN AK YÜZÜ  DEVELİ/3 İthaf: 01-01-1970 03:00 ERCİYES'İN AK YÜZÜ DEVELİ/2 01-01-1970 03:00 ERCİYES'İN AK YÜZÜ DEVELİ 01-01-1970 03:00 KAYSERİ MİLLETVEKİLİ HULUSİ AKAR KONUĞUMUZ OLDU 01-01-1970 03:00 Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Develi BelediyesiTarafından Develi'yeYapılan Yatırımlar 01-01-1970 03:00 İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizin Gençlik Komisyonu 01-01-1970 03:00 BENİM GÜZEL MEMLEKETİM (2) Eski Develi (Yeşil Everek) 01-01-1970 03:00 İstanbul Develi ve Yöresi Kültür ve Dayanışma Derneğimizin 74 Yıllık Tarihçesi 01-01-1970 03:00 İstanbul Genç Develililer Derneğimizde Ahmet BAYIRSOKAK Dönemi 01-01-1970 03:00 Benim Güzel Memleketim DEVELİ (1) 01-01-1970 03:00 KAYSERİ… KAYSERİ!   Abdullah SATOĞLU 01-01-1970 03:00 Lâle Lâle… LÂLE Abdullah SATOĞLU 01-01-1970 03:00 Kayseri' de Bir Yıldız Daha Kaydı İdris Demirel Ağabey! 01-01-1970 03:00 İNSAN HAYATINDA DİKSİYON EĞİTİMİNİN ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Hayırsever Fahri Mor'un Ardından 01-01-1970 03:00 ZULME UĞRAYAN DÜNYA ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 "Develi'nin Kültür ve Tabiat Varlıkları" Prof. Dr. Recep Bozdoğan Konferansımız 01-01-1970 03:00 Filistin'i Dünya'ya Anlatınız 01-01-1970 03:00 İsrail Bombalıyor Dünya Seyrediyor İnsanlık Ölüyor 01-01-1970 03:00 Abdullah AYATA'nın Son Romanı UZAYLILAR KAYSERİ'DE 01-01-1970 03:00 Develi'de Bir Hayırsever Şükrü KULAK 01-01-1970 03:00  Albert Einstein'ın Kızına Yazdığı Mektup 01-01-1970 03:00 Üsküdar Kardeş Şehir Belediyemizden Selamlar 01-01-1970 03:00 Kayserinin Gururu Develinin Onuru Hayırsever M. Suat Köylüoğlu 01-01-1970 03:00 DEVELİ'YE SILA-İ RAHİM 01-01-1970 03:00 KÜLTÜR SANAT FESTİVALİ VE KARDEŞ ŞEHRİMİZ BOSNA HERSEK/CAZİN BELEDİYESİ 01-01-1970 03:00 39. Uluslararası ÂŞIK SEYRANİ Festivali ve Fransa Vierzon Kardeş Şehir Belediyemiz 01-01-1970 03:00 39.Uluslararası Aşık Seyrani Kültür ve Sanat Festivali 01-01-1970 03:00 KAZDAĞLARI VE YEŞİLYURT 01-01-1970 03:00 Yanlış Anladığımız Yaşam 0sman Karakebeli 01-01-1970 03:00 Kayseri'nin Kalbi MELİKGAZİ 01-01-1970 03:00 SEYHÂNİ Yıldızlara Kement Attım 01-01-1970 03:00 FERYADIM DUYULUR MU? Kamil Müderrisoğlu 01-01-1970 03:00  TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZ 01-01-1970 03:00 Seksen Beş Milyon Kazandı 01-01-1970 03:00 Aslımı ve Geçmişimi Unutmadım İdris Demirel 01-01-1970 03:00 Dedemiz Hacı Fevzi Numan Cebeci Nam-ı Diğer (Kara Müftü) 01-01-1970 03:00 Develi'nin Manevi Mimarlarından Hacı  Fevzi  Numan  CEBECİ adına vefatından 64 yıl sonra Panel düzenlendi 01-01-1970 03:00 Develi Şehrengizi 01-01-1970 03:00 Şair Yazar Erdal SÜMENGEN 01-01-1970 03:00 Zabıt Kâtibi, Arzuhalci HayırseverMerhum Hacı Tevfik Gürcan 01-01-1970 03:00 Kanaat Önderi Eczacı Haluk Yalçın Ağabeyin Anısına 01-01-1970 03:00 Maraş Depremine Yaklaşımda Doğrular Ve Yanlışlar 01-01-1970 03:00 ÇOCUK EĞİTİMİNDE   ANNE VE BABANIN SORUMLULUKLARI 01-01-1970 03:00 Yedi Güzel Adam 01-01-1970 03:00 Gün; Tek Bilek ve  Tek Yürek Olma Günüdür. 01-01-1970 03:00 Milletimizin Başı Sağolsun 01-01-1970 03:00 Saray Halı Develi'nin Kalbi 01-01-1970 03:00 Bizi Biz Yapan Değerlerimiz   Değerlerimiz vardı… 01-01-1970 03:00 Okulda ve Ailede Değerler Eğitimi Hurşit Ekinci 01-01-1970 03:00 Koca Yürekli İnsan Hayırsever Arkadaşım Suat Köylüoğlu, 01-01-1970 03:00 MİLLİ EĞİTİM BAKAN YARDIMCISI NAZİF YILMAZ DEVELİ VE YÖRESEL DERNEĞİNDE ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU 01-01-1970 03:00 Ben Başardım Siz de Başarabilirsiniz 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Hemşehrimiz 01-01-1970 03:00 Ben Başardım Siz de Başarabilirsiniz 01-01-1970 03:00 Muhsin İlyas Subaşı'nın Bütün Şiirleri 01-01-1970 03:00 Anadolu'nun Suskun Kahramanı CİVAN BEY Erdal Akdoğan 01-01-1970 03:00 Kara Müftü'nün 25-30 Yıl Gizlediği Sırrı Neydi? 01-01-1970 03:00 Bir Burs Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ayhan Kılınçkaya Emekli Vergi Müfettişinin Anıları 01-01-1970 03:00 Merhum Hayri Ruhi SEVİMAY / Şair-Yazar ve Ekonomist 01-01-1970 03:00 Kayseri'de Bir Gönül İnsanı Nuh Naci Yazgan.. 01-01-1970 03:00 Develi Hayırseverler Zirvesi 01-01-1970 03:00