Yasemin Avanoglu Aydoğan

    Yasemin Avanoglu Aydoğan

    Yasemin'den Şiirler

    SON VEDA

    19 Aralık 2023 - 15:02

    SON VEDA

    Ölüm, sizlere ne anlatır? Yaşamın sona ermesi, karanlık, bilinmezlik… Her an yanı başımızda olup, ama hırslarımıza kapıldığımız, yaşamın büyüsüne kapılıp dönem dönem unuttuğumuz gerçek son ya da başlangıç: Ahiret.
    Kur’an’da yazdığı gibi: "Her canlı ölümü tadacaktır, sonra bize döndürüleceksiniz."
    Bu dünyanın gelip geçici olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama yaşarken galiba biraz unutuyoruz. Dünyanın büyüsü alıp götürüyor bizi. Ve yaşadığımız müddetçe sevdiklerimizi hiç kaybetmeyecek gibi hissederiz, ama bir an korkunç gerçek, o an geldiğinde yüzünüze çarpar.
    Ben buradayım, beni unutma der ölüm.
    Ölüme ne kadar yakın oldunuz? Bir sevdiğinizin son saatlerinde yanı başındayken ya da kendinizin son nefesine ne kadar yakın oldunuz? İnsanın sevdiğini kaybetmesi, başucundaki o anları ne kadar acıdır. Elinizden uçar gider. Çaresizce kalırsınız. Gözyaşları kalbinize eşlik eder. O sevdiğiniz gittikten sonra bir daha size artık sarılamayacaktır, o bedenin, sevgiyle ya da kırgın, ya da kızgın, belki de çocukça baktığı gözler hayata kapanınca, bu son veda kalbinizi hançer gibi deşer gider.
    Belki de uzaktaki sevdiğinizin ebediyete göçüşünü bir tanımadığınız ses size bildirir. O ses dağ olur yüreğinizde, büyür büyür bütün bedeninizi ağırlığıyla kaplar. Düğüm düğüm olur boğazınız, belki de gözyaşları donar kalır. Sessiz çığlıklar nefesinizde, boğar sizi.
    Acılar, bizi biz yapan vedalar. Sevdiklerimiz, özlediklerimiz…
    Peki, ölüme sıfır kalayı yaşadınız mı?
    Ben yaşadım, ölümün nefesi yanı başımdaydı. Beklemediğim bir anda ölüme doğru uçtum.
    Bir seyahatin anılarımdaki yeri işte böyle. Sizle birlikte tanıdığınız, sevdiğiniz insanların kaybını yaşarken, hayatta kalışınızın anlamını bulmaya çalışıyorsunuz. Rabbimin bir bildiği vardır, elbet…
    Ölüme uçarken, sona doğru öyle film şeridi gibi geçmedi hayatım gözlerimin önünden. Eğer yaşama dönmeseydim, son cümlem “ölüyoruz” ve kelime-i tevhiddi. Sadece kendimin duyduğu bir konuşmaydı. Karanlığa kapattığım gözlerimi açtığımda hastane odalarında uzun süren iyileşme sürecimin başlangıcı ve yaşanmışlığıydı. Sabır dolu günler, aylar...
    Ama bu süreçteki en güzel şey yanı başınızdaki yakınlarınızın, dostlarınızın, evlatlarınızın tıbbi tedaviden daha çok fayda sağlayan, iyileşme sürecini hızlandıran sevgileri ve ilgileriydi. Maneviyat, ne kadar önemli hayatımızda... Ve Allah’a olan inancımız ve de ‘teslimiyet’…
    Hayatta kalmak benim için çocuklarımın başında olmak adına Rabbime minnetimdir. Ölümün soluğunu hisseden biri olarak şunu söyleyebilirim;
    EVET, ÖLÜM BU DÜNYA İÇİN BİR SON; HAYATINIZI ANLAMLI KILIN...
    Allah inancınız ve dostlarınızın, yakınlarınızın manevi destekleri ölüm karşısında sizi ayakta tutar ve yaşam bir şekilde akıp gider. Ama kaybettiklerinizin acısı, o özlem sizin içinizde bir yerlerde saplanır kalır. Onların bizde bıraktığı izler aslında bir bakıma bizim yaşamımızın içerisinde yaşatır onları. Bizle paylaştıkları anıları, öğrettikleri bir gülüşün izleri, kokusu, yazdığı bir şiiri vb…
    Ve yaptığı hayırlarla, eserlerle ölümsüz olanlar. İnsanlar kendi izlerini kendileri bırakırlar hayata.
    Arkamızdan güzel şeylerle yâd edilmek, yaşamı sonsuz kılar. Kaybettiklerimiz sessizce bizimledir, yetmese de bu bize tesellidir. Ölüme çaresizdir özlemler.
    Hayat insanın sevdikleriyle anlamlıdır. Ama yaşamın gerçekleri de sizin için bir imtihandır.
    Hayata kapılıp giderken sevdiklerimize de ne kadar zaman ayırıyoruz? Çocuklarımızın büyüdüğü anlara ne kadar şahitlik ediyoruz. Bir de büyüklerimizin yaşlılığa doğru hızlı adımlarla yürüyüşlerine…
    Bir arkadaşımızın sevincine, başarısına, ne kadar vakıf oluyoruz. Hayatımızı ne kadar anlamlı kılacak işler yapıyoruz. Tabii ki O’ndan geldik O’na döneceğiz. Ahiret hayatı inancımız. Öbür tarafta sevaplarımız ve günahlarımızla karşılanacağız. Ama bu dünyayı yaşarken de yapmamız gerekenler var. Kendimiz, sevdiklerimiz ve toplum için…
    Ancak, ölüm gerçeğiyle karşılaştığımızda bunlar aklımıza geliyor, sonra da hızlı bir şekilde unutuyoruz. Caminin avlusunda hoca helallik isterken geriye dönüp baktığımızda ne kadar birbirimizin yanında olduğunu, hayatın neresinde olduğumuzu, yaşamın gerçeğini algıladığımız o andan sonra tekrar sorgulamadan koşuyoruz hayatın içinde, kayboluyoruz maalesef. Ama nereye?
    Zaman sihirlidir. Onu kullanmayı bilmek, anlamını bilmek kaç kişiye nasip oluyor acaba? Bu yaşamı anlamlı kucaklamak, işte bütün mesele bu! Hayatı hırslara kaptırmadan, her anı sevgiyle, birlikte soluyarak, tekâmül ederek, iyilikleri, sevgiyi paylaşabilmek, yaşamın anlamıdır. İnsan yaşarken, sevdiklerinin kıymetini bilmeli…
    Yahya Kemal Beyatlı’nın, Sessiz Gemi’sindeki mısralar, bu gizemli yolculuğu çok güzel ifade eder:
    “Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
    Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler...”



     

    FACEBOOK YORUMLAR

    YORUMLAR

    • 0 Yorum