Selda AVCI

Selda AVCI

TUZLU KAHVE..

HANGİ İNSANLIK?

13 Mart 2024 - 12:28

HANGİ İNSANLIK?

Zordur bu hayatta, her şeyden soğuyup, her şey yolundaymış gibi yaşamak...
Kim yâda kimler ne için soğutur bizi hayattan?

Haksızlık yapan, adaletten uzak davranan, yalanı, oyunculuğu, haramı, zinayı, inkârı kendisine yoldaş edinen kişilerin, kişisel menfaat ve çıkarları uğruna, yaptıkları her türlü fenalık bizim insanlara karşı bakış açımızı değiştirir. Hayattan yavaş yavaş soğumamıza ve insanlardan uzaklaşıp, tiksinmemize sebep olurlar. Her insanı artık onlar gibi görmeye başlarız.

Bu kişi yâda kişiler NEMRUT'CA bir hayat sürerken, İBRAHİM'CE bir akıbet beklerler. Göz boyamak onların mesleği haline gelmiştir. Oysa şundan bir haberdir onlar, gerçekler er geç ortaya çıkar, çünkü gerçeklerin gizli kalmamak gibi bir huyu vardır. Mızrak çuvalda saklı durmaz misali. İşte o zaman tüm maskeler bir bir düşer o görmek istemediğimiz suratlardan…

Unutmayın! Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz de öyle dirilirsiniz. Ve şu değişmez bir gerçektir ki, yaşattığını yaşamadan kimse bu dünyadan gidemeyecek. Ne ektiyse onun hasadını toplamadan kurtuluş yok! İlahi adalet var ve onda asla zaman aşımı olmaz. Allah yarına bırakır, ama kimsenin yaptığını yanına bırakmaz.


Sanırım bazı insanlar elinde ki olan imkânları babasının malı olarak görüyor ve onları kötüye kullanmaktan hiç çekinmiyor. Bu bulunduğu yerlerin ömür boyu kendilerine kalacağı zannına kapılan gafillerin perme perişan olacağı günler görünürken, onların kestiği ahkâm boylarını aşıyor.

Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. İbrahim suresi 42.ayet


Bu gafillerin, kendini bilmez hadsizlerin iki lafından biri ben istersem, ben yaparsam, ben kimi dilersem şeklinde basit kavramlara dönüşerek, ben merkezli bir anlayışın içine girerler.
Neler yakar canımızı yapılan zulümleri görüp bir şey yapmamak!

Haksızlığa uğrayıp sessizliğe bürünmek... Canımız yanmasına rağmen, gülümsemek zorunda kalmak.

Hakikati, hakkı adaleti haykırınca da dedikoducu, iftiracı, haset, fesat ve kıskanç yaftasına maruz bırakılmak. Oysa doğru bir tanedir, başka yoktur. Mühim olan dürüst olabilmektir.
Kişi veya kişiler herhangi bir yerin başında olunca hak, adalet, doğruluk ve dürüstlük ilkelerini titizlikle irdelemelidir.

Bunu irdeleyen insan sayısı her geçen gün azalmakla birlikte bulundukları yerleri kendi kişisel menfaatlerine hizmet ettiren insanların sarıp sarmaladığı bir dünya dürüst insanlar için yaşanması güç bir dünya haline geliyor. Dönen dolapların, oynanan oyunların iç yüzünü görüp, bilince de her şeyden soğuyor insan!


Kişisel çıkar ve menfaatleri ile hareket eden her kim olursa olsun, kaybetmeye mahkûmdur.
Haksızlık, adaletsizlik kim yâda kimler tarafından yapılırsa yapılsın, uğrayan kişiye büyük zararlar verir. Ona derin yaralar açar. Sizin önemsiz gördüğünüz anlık zevkleriniz bazılarının felaketine sebep olabilir. Çoluk çocuğu olan kişilerin birilerine zarar verirken bir değil, on kez düşünerek hareket etmesi gerekir ki, kendinden çıkmasa bile yaşattıkları çocuklarından çıkmasın diye…

Sizi anlamayan, yaptığı hataların, verdiği zararların, yıktığı hayatların farkında olmayan bir insana zaten ne deseniz de çabanız fayda vermez. Kalbini karartıp, günaha bulanmış, helal haram kavramını kaybetmiş, sadece ben diyen insanlara kendinizi ifade etmekten vazgeçersiniz zamanla da…

Allah kimsenin yolunu yolsuza düşürmesin. Çünkü Allah'tan korkmayan, kulundan utanmaz.
Korkup utansa zaten ne can yakar, ne ah alır, ne haksızlık yapar. Tüm bunları yaparken hayâ eder.

Her şeyin bir hesabı ve vebali var, bunun bilinci ile yaşayan insan sayısı ise bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azaldı... Günümüzde geldiğimiz noktaya baktığımızda hiç kimse yaptığının farkında değil. Bilinçsiz bir toplumla ilerleme söz konusu...
Bir yerin başında olan kişi yâda kişiler hakkı, adaleti, dürüstlüğü kendisine şiar edinmediği sürece yapılan haksızlıklar ayuka çıkar. Bulunduğu konumda uygunsuz işlere imza atan bir insandan insanlık beklentisi içine girmek zaten mantıksızlıktır.

Kişiye göre şekil alma, ona her türlü imkânı sunup, aynı şartlarda olan diğer kişiyi yok sayma, görmezden gelme, hangi insani davranış kurallarına uygundur sizce? Kendi kişisel menfaatine uygun hareket edenleri görüp, gözeten, gerçek hak sahibini görmezden gelen de hangi insanlık?

Hiç hak etmediği halde menfaatine uygun olduğu için her türlü imkânı seferber eden, diğer yandan doğruları yüzüne haykırınca her yerden insanların işine, gücüne engel olan insancıklar gerçeğini de unutmamak gerekir. Saygıyla!

Günün Sözü;

Sonu belli olmayan bir yoldur hayat. Önüne ne zaman, neyin çıkacağını bilemezsin! Bazen birşeyler alır götürür senden, tutamazsın... Bazen de hayatın getirdiklerinden kaçmak istersin, ama kaçamazsın. Ve bir gerçek vardır: "ACIYI tatmadan, MUTLULUĞU tadamazsın...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum