Reklam
Zeynep HAŞEMİ

Zeynep HAŞEMİ

Konuk Yazar

ÖLÜLER VE DİRİLER

20 Ekim 2022 - 13:33 - Güncelleme: 20 Ekim 2022 - 13:46

Sıcakların etkisini pek gösteremediği ramazan ayını geride bırakıp bayrama ererken birçok insan bayram tatilini fırsat bilip telaş içinde tatil köylerinin yolunu almışlardı arefeden... 

Bize gelince, elbette her bayram olduğu gibi başta hayatta olan ve ahirete irtikal etmiş büyüklerimizi ziyaret etmek için şehir dışına yol aldık.Bayram yolculuğu mutlu başlamıştı ta ki bulaşık makinesinin fişini takılı unuttuğum hatırlayana dek.

Cam gibi düzgün yollarda direksiyon sallarken bir yandan da içimdeki endişe ile mücadele edip kendimi teskin ediyordum. Kısa bir süre sonra bir problem olmayacağına inancım kani olunca içimdeki endişe yerini sükûnete bırakmıştı.

Yolların, ağaçların yol kenarında sağlı sollu sararmaya başlamış buğday tarlalarının görsel şöleninin tadını çıkarmaya başlamıştım. Gözüm bir yandan yolu takip ediyor bir yandan göz ucuyla yol kenarında çeşme arıyordu.

Nihayet koca asfaltın bize göre solunda soğut ağacının altında beş ayrı gözeden akan çeşmemiz göz göze gelmiştik. Benimle beraber yolculuk yapmakta olan çocuklarımla bir anda çeşme başına üşüştük.

Suyu biz gibi, sürekli akıp duran suyu Plastik şişelerimize doldurduk. Ama bu yetmez deyip esas yapmamız gerekeni yapmalıyız Çocuklar deyip avucumuzla buz gibi suyu yudumladık... 

Doğayı, yeşilliği içimize çeke çeke 3 saatlik yolu bitirmiş nihayet Akrabamın anne yarısı teyzemin evine varmıştık... 

Büyüklerimizin bayramlarını kutladıktan sonra ikinci gün (benim için büyük) gün Değerli büyüklerimden olan ahirete irtikal etmiş Evlat-i Resul Şehit, Seyit İbrahim Sev kari nin türbesini ziyaret etme günüydü. Heyecanlıydım ve bir o kadar da mutluydum. Bulunduğumuz İlçeye tahmini 20 km uzaklıkta bulunan türbeyi ziyaret etmek için yola koyulduk. 

Sonradan etrafına ölüler defnedilen kabristan Ve o muhterem zatın türbesi karşımızdaydı Ve o büyük buluşma!

Yine oradaydım Tıpkı bir çocuğun anne kucağına sığındığı gibi ben de üzüntülerimle, hüznümle iç kırıklığımla oradaydım Elbette kalabalıktık çocukların akrabalarım... 

Ama ben o gün orada sadece iki kişiliktim her ziyaretimde olduğu gibi. Bir ben bir de o büyük zat...Yaşını Şerifi okuyup duamızı yaptık türbenin içinde duvar dibinde bulunan büyük mindere usulca uzanıp gözlerimi yumdum. 

Kızım uyumak istediğimi düşünerek seslendi "Anneciğim uyuyacak mısın burada? Biz dışarı çıkıp dolaşacağız sen bur da yalnız kalınca korkmaz mısın?"

 Neden korkmayım ki kızımda bana ölülerden.. Yalnız kalacaksın ya . Yok deyip kızımı göndermiştir dışarı. Elbette kızım çocuk aklıyla sormuştu bu soruyu. Öyle ya hep ölülerden korkup korkutulmuşuz.

 Mezarlıklar bize en ürpertici yerler gelmiştir. Hâlbuki en büyük vahşeti ölüler değil diriler yaşatmıştır. En büyük savaşları en büyük katliamları en büyük zulümleri hep diriler yapmıştır. 

Siz hiç şahit oldunuz mu bir ölünün kalkıp başka birini bıçakladığını, Bir kadına tecavüz ettiğini ve öldürdüğünü. Hiç şahit oldunuz mu Nemrut'un Firavun ‘un Hitler'in ve daha nice zulmün krallığını yapmış insanların öldükten sonra kalkıp tekrar zulüm yaptığını? Siz hiç hırsızlık yapan, mal gasp eden bir ölü gördünüz mu? Siz hiç suçsuz yere insanları hapseden ölü gördünüz mü? Siz de ben de şahit olmadık elbette. 

Tam tersine bunları yapan diriler şahit olmuş tarih. O halde Neden korkulur ki kabristanlardan, ölülerden. Belki de korkunun nedeni kabristanlardan yapılan hatalar günahlar daha çok hatırlanır da ondan. Ya da bilinçaltı korkuları. 

Nedenini bilemem ama şunu iyi biliyorum ki dün de bugün de yarın da en huzurlu mekânlar kabristanlardı kabristanlar olacak. İnsanın olmadığı her yer huzurdur. Zira dünyayı, toplumları hırs ve menfaat uğruna ateşe veren insanlardır.

Dolayısıyla ölüler diyarı huzur diyarıdır.Kabristanlar, huzur diyarıdır, hele de o kabristanlarda şehitler alimler Allah dostları metfunsa... 

Not:Bahsedilen kabristan, türbe Elâzığ’ın Karakoçan ilçesinin Kaffan koyu bulunmakta. Yörede "Sevkar Baba" olarak bilinir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum