Konuk kalem, Meral Erbulut Tuncer'den dikkat çeken bir yazı. Meral Tuncer ' Fedakarlık Diye Pazarlanan Yorgunluk' başlığı altında önemli bir yazı kaleme aldı. İşte Meral Tuncer'in o köşe yazısı:

Meral Tuncer

Fedakârlık Diye Pazarlanan Yorgunluk

Toplum anneliği sever.
Ama gerçeğini değil, işine gelen hâlini.

Sabırlı, fedakâr, her şeye yeten anne imajı; yıllardır tekrar edilen bir anlatının ürünüdür. Bu anlatı o kadar yerleşmiştir ki artık sorgulanmaz.

Gerçek hayatta ise anneliğin bedeli alkışla değil, yorgunlukla ödenir. Anne olan kadının hayatı küçülmez; bölünür. Zaman parçalara ayrılır, enerji azalır, öncelikler başkaları tarafından belirlenir. Kadının kendine ayırmak istediği zaman hâlâ gereksiz bir talep gibi görülür.

Toplum anneden çok şey ister ama bunu beklenti olarak sunmaz.
Fedakârlık adı altında paketler.

Böylece bu rolün dışına çıkan kadın, yorulduğunu değil; denge istediğini söylediğinde rahatsızlık yaratır. Çünkü bu talep, yıllardır parlatılan anlatıya uymaz.

Bu noktada mesele annelik değil, algıdır. Yorgunluğun normalleştirilmesi, tükenmişliğin erdem gibi sunulmasıdır. Kadının kendine zaman ayırma isteği bireysel bir tercih değil, insani bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyaç çoğu zaman görmezden gelinir.

Oysa sürdürülebilir hiçbir düzen, insanı yok sayarak ayakta kalmaz. Kendine hiç alan açamayan bir kadından güçlü, sabırlı ve mutlu kalması beklenemez. Bu bir kişisel yetersizlik değil, yanlış kurulmuş bir toplumsal beklentidir.

Sonuç olarak; fedakârlık diye pazarlanan bu yorgunluk sürdürülebilir değildir.
Değişmesi gereken anneler değil, bu yorgunluğu normalleştiren bakış açısıdır.

Haber: Mustafa DURAN / AYAKLIGASTE.COM