"Okul Sıralarında Büyüyen Sessizlik"
Geçen bir arkadaşım bana bir video gönderdi.
Küçük bir çocuk ağlıyordu:
“Beni aralarına almıyorlar.”
Cümle kısa. Yükü ağırdı.
Bir çocuğun en temel ihtiyacı olan kabul edilme duygusu, o an yoktu.
Okul sıralarında yaşanan dışlanmalar hepimizi üzer.
Çocukluk masumdur; kırılganlık açıktır.
Ama büyüyünce fark ediyoruz ki bu davranışlar kaybolmuyor.
Sadece biçim değiştiriyor.
Toplumda halkalar oluşuyor.
Gruplar kuruluyor, sınırlar çiziliyor.
Yeni olan, farklı olan, alışılmışın dışında kalan kişi bazen bu halkaların dışında kalıyor.
Bu bazen farklı bir kişilikten, bazen farklı bir kültürden, bazen de sadece yeni bir ortamdan kaynaklanıyor.
Kimse yüksek sesle “seni istemiyoruz” demiyor.
Ama mesafeler, sessizlik, görmezden gelmek konuşuyor.
Dışlanmak çoğu zaman sessizdir.
Ama sessizlik insanın içini yavaş yavaş aşındırır.
Hepimiz bir zamanlar o okul sırasındaki çocuktuk.
Hepimiz bir grubun içine alınmayı bekledik.
Büyüdükçe bu ihtiyaçlar değişmez:
Kabul görmek.
Değer görmek.
Anlaşılmak.
Bazen bir insanın güvenini korumak için büyük şeylere gerek yoktur.
Sadece yanına oturmak,
“Gel” demek,
Küçük bir alan açmak yeterlidir.
Çünkü bazen tek bir pencereyi aralamak,
sessiz bir odadaki karanlığı aydınlatmaya,
kaybolmuş umutları geri getirmeye ve bir hayatın başka yerlere savrulup gitmesi yerine orada kalmasına neden olur.

