Gözlerini çatışmada kaybeden bir gazinin kızı, “Dünyalarını biz yaşıyoruz aynı evde, karanlığı biz paylaşıyoruz” derken; bir başka gazi protez gözlerini kredi çekerek almak zorunda kaldığını söyledi. Genç, ziyaretin ardından TBMM Genel Kurulu’nda, “Devlet fedakarlığı ödüllendirmeli, mağduriyet üretmemelidir” diyerek gazilerin taleplerini Meclis gündemine taşıdı.

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Ankara Güvenpark’ta haklarını arayan er gazileri ve şehit yakınlarıyla bir araya gelerek yaşadıkları sorunları dinledi. Görüşmede gaziler, taleplerinin yalnızca aylıklarının artırılmasıyla sınırlı olmadığını; emsal özlük hakları, sağlık hizmetleri, ortez ve protez ihtiyaçları, refakatçi desteği, kira yardımı ve sosyal tesislerden yararlanma gibi birçok konuda eşitsizlik yaşadıklarını anlattı.
Gaziler, aynı koşullarda görev yapmalarına ve benzer ağır bedeller ödemelerine rağmen askerlik sırasında sahip oldukları rütbe ve statü nedeniyle farklı haklara tabi tutulduklarını belirtti. Gözlerini ve uzuvlarını çatışmalarda kaybeden gazilerin anlattıkları, yaşanan sorunların yalnızca kendileriyle sınırlı kalmadığını, ailelerinin de bu süreçte ağır bir bedel ödediğini ortaya koydu.
“Bunu lütfen sadece maaş artışı olarak görmeyin”
Lisans mezunu olup asteğmen olarak görev yaptığı sırada gazi olanlar ile er olduğu dönemde gazi olanlar arasındaki adaletsizliğe dikkati çeken bir gazi, şunları söyledi:
“Kısa dönem askerim, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı oluyorum, emekli ediliyorum. Asteğmenler, albaylığa kadar emsal haklarını alıyor ve devam ediyor. Bunun hak, adalet neresinde? Onlar, o görevi maaşı karşılığı yapıyor, ben asker ocağı, peygamber ocağı diye gidip karşılıksız bir şekilde yapıyorum bunu. Bunu lütfen sadece maaş artışı olarak görmeyin. Eğer o şekilde görürseniz olaya çok yanlış bakmış olursunuz. Biz tamamen emsal özlük haklarıyla ilgili bir eylem yürütüyoruz. Bunun içerisinde sosyal tesis kullanımı var, kira yardımı var, ortez-protez sorunları var, sağlık sistemindeki sorunlar var… Hepsi var. Bayram abimiz hayatını çok zorlukla yaşıyor. Refakatçi yardımına muhtaç. Burada bir kişinin hayatını söndürmüyorlar. Kaç yaşında kızı, babasının elinden tutuyor, gezdiriyor. Bütün aile yıkılıyor. Çocuğun da kendi özel hayatı olabilir, genç daha. Bütün ailesi bedel ödüyor ama ona rağmen hala daha burada bize dilenci muamelesi yapılıyor. Artık gerçekten kanımıza dokunuyor. Bayram abimizin 3 tane çocuğu var, daha çocuklarının yüzünü görmedi. Bir başka rütbeli gazi gözünü kaybetmiş olsa, onun gözü Bayram abiden daha değerli”
Gazi Bayram, protez gözlerinin borcunu ödüyor
Gözlerini çatışmada kaybeden gazi Bayram, protez gözlerini kendi imkanlarıyla almak zorunda kaldığını belirterek yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Şu göz kaç para biliyor musunuz? İki tane gözü ben cebimden ödedim, 90 bin lira. Cebimden ödedim hala borcunu ödüyorum, kredi çektim.”
İki gözünü çatışmada kaybeden bir diğer gazi ise vatan için yaptığı fedakarlığın ardından geçim sıkıntısıyla da mücadele etmek zorunda kaldığını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Tamam vatan sağ olsun, vatan için canımız feda ama biz niye bir de geçim sıkıntısı çekiyoruz. Bizim çocuklarımız bize ‘Baba sen bu ülke için gözünü kaybettin de bu insanlar hep kendilerine çalışıyor size niye bakmıyorlar’ diye soruyor.”
“Karanlığı biz paylaşıyoruz”
Görüşmede gazilerin aileleri de yaşadıkları sorunları anlattı. Arkadaşları tarafından babasının gözü denilen, gözlerini çatışmada kaybeden gazinin kızı, gazilerin ve yakınlarının yalnızca törenlerde ve fotoğraf karelerinde hatırlandığını söyledi.
Babasının günlük hayatta yaşadığı güçlükleri kendisinin ve ailesinin de paylaştığını belirten gazi yakının, şunları söyledi:
“Bizi sürekli çağırdıklarında bakanlarımız, başkanlarımız; ‘Şehit ve gazi çocuklarına biz sahip çıkıyoruz’ diyorlar. Bizi hiç kimse aramıyor, sormuyor. Ne babamı arıyorlar ne diğer amcalarımı arıyorlar, hiç kimseyi arayıp sormuyorlar. Ama fotoğrafta karelerde, sürekli bizi kullanıyorlar. Benim babamı kullanıyorlar, benim babamın gözlerinin görmediğini kullanıyorlar ama benim babam, Bayram abi, diğer amcalarım… Dünyalarını biz yaşıyoruz aynı evde, karanlığı biz paylaşıyoruz. Gözünüzle baktığınızda aydınlık ama o hep karanlıkta yaşıyor. Benim babam niye karanlıkta yaşarken, bir de sıkıntı çekmek zorunda? Zaten bedel ödememiş mi? Daha ne yapalım?”
Elinde bayrakla sabaha kadar bekledi
Gaziler, haklarını duyurabilmek için Güvenpark’ta verdikleri mücadelenin de görülmediğini ifade etti. Bir gazi, görme engelli bir arkadaşını göstererek şöyle konuştu:
“Bu arkadaşımız dün akşamdan beri elinde bayrak, hiç ayrılmadan sesimizi duyurmak için ayakta bekledi. Ayrılmıyor.”
Bir diğer gazi ise yetkililer tarafından “baş tacı” olarak nitelendirilmelerine rağmen Güvenpark’ta yalnız bırakıldıklarını belirtti. Çevreden geçen vatandaşların dahi kendileriyle ilgilenmediğini anlatan gazi, şunları ifade etti:
“Hiç arayan yok, hiç soran yok ama baş tacıyız. Sadece kürsüde şunu söyleyin, ‘Baş tacı dediğiniz gaziler Güvenpark’ta yalnız, yerlerde yatıp sabahlıyor’ demeniz yeterli. Halkımız da duyarsız. Buradan binlerce insan geçiyor, halkımız da yanımızda yok. Halk da yüzünü kaybetmiş, kimse yok. Selam vermiyor. Arkadaşımız 3 saat, 4 saat mikrofonla ‘Gazilerimiz burada, en azından onlara selam verin’ diyor, bir tanesi selam vermiyor.”
Henüz 20 yaşındayken çatışmada kolunu kaybederek gazi olan bir başka gazi de kullandığı kol protezini Genç’e gösterdi. Protezini değiştirmediğini belirten gazi, “Devletim zarar görmesin diye değiştirmiyorum” dedi.
Genç, gazilerin taleplerini Genel Kurul’a taşıdı
Aşkın Genç, Güvenpark’taki ziyaretinin ardından TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak er gazilerinin ve şehit ailelerinin yaşadığı sorunları Meclis gündemine taşıdı.
Gaziler arasında rütbelerine göre hak ayrımı yapılmasının doğru olmadığını belirten Genç, Meclise kanun teklifleri sunduklarını ve sorunun çözümü için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Genç, Genel Kurul’da şu konuşmayı yaptı:
“Ankara Güvenpark'ta haklarını arayan er gazilerimizi ve şehit ailelerimizi ziyaret ettik. Bu ülke için canını ortaya koyan kahramanlarımız arasında rütbeye göre hak ayrımı yapılması doğru değildir. Aynı bayrak uğruna mücadele eden insanlar arasında sosyal ve özlük haklarında adalet sağlanmalıdır. Er gazilerimiz görevlerini yerine getirirken ağır bedeller ödemelerine rağmen sağlık, istihdam, aylık bağlanması ve sosyal haklar konusunda yıllardır eşitsizlik yaşamaktadır. Er şehit ailelerimiz de aynı adalet talebini dile getirmektedir. Bu konuda Meclise kanun teklifleri sunduk, çözüm önerimizi ortaya koyduk ve mücadelemizi sürdürüyoruz. Devlet fedakarlığı ödüllendirmeli, mağduriyet üretmemelidir. Gazilerimizin onurlu yaşam hakkı, şehit ailelerimizin hak ettiği sosyal güvence artık daha fazla ertelenmemelidir. Bu haklı mücadelenin Mecliste de toplumun vicdanının da sesi olmaya devam edeceğiz.”