orgm.meb.gov.tr internet adresinde paylaşılan programlar, Türkiye'de özel yetenekli bireylere yönelik uygulama temelli olarak hazırlanan ilk çalışma olma özelliği taşıyor.    26 Mart 2022 13:11
BİLSEM'lere devam eden öğrencilerin duygu gelişimlerine yönelik ihtiyaçları esas alınarak hazırlanan duygu gelişimini destekleme psikoeğitim programı, öğrencilerin kendi duyguları ile birlikte başkalarının da duygularını tanımaları, kişiler arası ilişkilerde uyum ve esneklik göstermeleri, empati kurmaları ve duygularını kontrol etmelerini sağlamayı amaçlıyor.

Öz düzenleme psikoeğitim programı ise özel yetenekli öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerini yönetme becerileri geliştirmeleri amacıyla hazırlandı. Bu programda öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerini fark etmeleri, geleceğe yönelik hedef belirlemeleri, plan yapmaları, etkili öğrenme stratejilerini fark etmeleri ve kendi öğrenme süreçlerini izleyerek değerlendirmeleri hedeflendi. 

 Programların tasarlanmasında Kapsamlı Gelişimsel Rehberlik Programları Modeli esas alındı ve  örgün eğitim kurumlarındaki sınıf rehberlik programında yer alan sosyal duygusal gelişim alanına ilişkin etkinlikler ile uyum içerisinde yürütülmesine ve bu alandaki kazanımları destekleyecek şekilde yapılandırılmasına önem verildi.

Eğitim sistemindeki her bir öğrencinin özel ihtiyacını da dikkate alarak programlama yaptıklarına dikkati çeken Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, özel yetenekli öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemek için iki yeni psikoeğitim programının erişime açıldığını duyurdu.

Özer şunları kaydetti: "Şu anda Türkiye genelinde 315 bilim ve sanat merkezimiz var. 2022 yılı sonunda bu sayıyı 350'ye çıkarmayı hedefliyoruz. Özel yetenekli öğrencilerimizin tümünün BİLSEM'lere kolayca erişebilmesini sağlamanın yanında burada aldıkları eğitimin niteliğini artırmak için de yoğun çaba sarf ediyoruz. Özel yetenekli çocuklarımıza yönelik "duygu gelişimi" ve "öz düzenleme" alanlarında hazırladığımız psikoeğitim programları da bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalardan... Türkiye'de özel yetenekli bireylere yönelik uygulama temelli olarak hazırlanan ilk çalışma olma özelliği taşıyan program ile üstün yetenekli öğrencilerin kapasitelerini en iyi şekilde ortaya koyabilmelerine destek olmayı hedefliyoruz. Programın hazırlık sürecinde ve uygulamasında emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum."

Duygu Gelişimini Destekleme Psikoeğitim Programı kitabına ulaşmak için tıklayınız.

YLSY BURSİYERLERİ VİZYON VE FARKINDALIK EĞİTİMLERİ TAMAMLANDI
YLSY Yurt Dışı Bursiyerler Vizyon ve Farkındalık Eğitimleri Programı, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran'ın katıldığı kapanış töreniyle sona erdi.    24 Mart 2022 15:48
Kapanış programında "Ulus İlk Meclis Anadolu İmam Hatip Lisesi" öğrencileri tasavvuf müziği ve sanat müziği eserlerinden örnekler sundu. Çanakkale Türküsü, Mehmet Akif Ersoy'un şiirlerinden bestelenmiş olan eserler icra eden grup, dinleyicilerden beğeni topladı.
 
Kapanış konuşmasında Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz şunları söyledi: "Bir hedefimiz ve idealimiz olduğu zaman ufkumuz daha da büyüyor. Irkı, dili, cinsiyeti ne olursa olsun dünyada tek bir mazlum kalmayıncaya kadar insanlık adına geçmişimizde olduğu gibi çalışmak zorundayız."
 
Yılmaz,  bursiyerlere hayırlı yolculuk ve başarı dileklerini iletti.
 
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran ise Türkiye'nin ölçeğinin 780 bin km2 olmadığını ve güçlü Türkiye'nin savaş bölgeleri de dahil tüm mazlum coğrafyalarda ırk ve din ayrımı yapmadan tüm insanlığa hizmet ettiğini belirtti.

**

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE 2022 YILI FAALİYET PLANI TANITIM TOPLANTISI

Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2022 Yılı Faaliyet Planı Tanıtım Toplantısı'nda yaptığı konuşmada "Okullarımızda şiddete karşı toleransın sıfır olduğu ve akran zorbalığının mümkün olduğu kadar engellendiği her türlü etkinliği yaygınlaştıracağız." dedi. 
Bakan Özer, eğitimde son 19 yılda ülke genelinde evrimsel bir dönüşüm gerçekleştiğini ifade ederek OECD ülkelerinin 1950'li yıllarda tamamladığı okullaşma oranlarına bu dönemde ulaşılabildiğini söyledi.
 
Eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında ciddi artış olduğunu belirten Özer, "Bu süreçten en fazla faydalananlar, kız çocuklarımız ve kadınlarımız oldu. Bu dönem sadece tüm çocuklarımızın eğitime erişimle ilgili kitlesel dönüşümün, eğitimde evrenselleşmenin yaşandığı bir dönem olmadı, aynı zamanda kız çocukların ve kadınların eğitime erişimi ile ilgili sorunların çözüldüğü bir dönem de oldu." diye konuştu.
 
Başörtüsü konusunda kadına yönelik bir şiddet gerçekleşti
Eğitimin demokratikleşmesi sürecinde de önemli ilerlemeler yaşandığını ifade eden Özer, "Başörtüsü engelinden dolayı eğitime erişemeyen kadınlarımız, kız çocuklarımız oldu ama bu konu hiçbir zaman kadına şiddet bağlamında değerlendirilmedi. Anayasal bir suç olarak eğitime erişim engellendiği gibi aynı zamanda kadına yönelik de bir şiddet gerçekleşti. Onun için kadına yönelik şiddet üzerine konuşan insanların içtenlik ve samimiyetinin çok önemli olduğuna inanıyorum." ifadelerini kullandı.
 
Halk eğitim kurslarına 7 milyon kadının katılımını hedefliyoruz
Özer, halk eğitim kurslarına da kadınların katılım oranının yüzde 70 olduğunu belirterek "2021'de 1,6 milyon kadınımız halk eğitim merkezlerindeki kurslardan yararlandılar. Bu seneki hedefimiz, 10 milyon. Yani yüzde 70 oran gerçekleşirse 7 milyon kadınımızı halk eğitim kurslarından yararlandırmış olacağız. Bu, çok önemli bir nokta." değerlendirmesinde bulundu.
 
Mesleki Eğitim Kanunu'nda geçen yıl aralık ayında yapılan 3 önemli düzenlemeyle mesleki eğitim merkezlerine devam eden vatandaşların ortak yararlanabileceği bir mekanizma üretildiğini hatırlatan Özer, bu düzenlemeden en fazla yararlananların kadınlar olduğunu vurguladı.
 
Düzenlemeden önce bu merkezlerde 27 bin kadın varken şu an bu sayının 80 bine çıktığını bildiren Özer, "Bu merkezlere devam eden kadınlarımızın yüzde 50'si 19 yaş üzeri. Bakanlık olarak kadınların istihdamda daha güçlü olmalarıyla ilgili mekanizmayla bu sürece katkıda bulunmaya devam ediyoruz." dedi.
 
"En önemli uzun vadeli katkılardan birini biz vereceğiz"
Bakan Özer, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2022 Yılı Faaliyet Planı çerçevesinde Bakanlık bünyesinde yürütülecek faaliyetlere ilişkin şu bilgileri verdi:
 
"Bizim en önemli enstrümanlarımızdan biri, tüm okullarımızda rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlarımızın olması. Yaklaşık 60 bin rehber öğretmen ve psikolojik danışmanımız var. Bu faaliyet kapsamında, tüm rehber öğretmenlere ve danışmanlarımızı eğitimlerden geçirdik, geçirmeye devam edeceğiz. Tüm liselerimizde,  şiddetin her türlüsü, kadına yönelik şiddet ve bağımlılıklar konusunda farkındalık çalışmalarını aktif olarak yürüteceğiz. Bununla ilgili her türlü planlamamızı yaptık. Belki de en önemli uzun vadeli katkılardan birini biz vereceğiz çünkü eğitim sistemi o kadar büyük bir noktaya geldi ki... 18 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmenin olduğu bir sistemden bahsediyoruz. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'nin örneklemi değil; evreni. Eğer biz Millî Eğitim Bakanlığının enstrümanlarını çok aktif olarak kullanırsak ulaşamayacağımız hiçbir nokta yok.
 
Halk eğitim merkezlerimizde şiddet, şiddeti önleme, kadına yönelik şiddetle mücadele, öfke kontrolü ve diğer parametrelerle ilgili aktif olarak çalışmalar devam edecek."
 
Okul yöneticilerine yönelik "şiddet" gündemli eğitimler
Bakan Özer, eğitim sisteminde 57 bin 108 okul bulunduğunu belirterek "Yönetici, öğretmen, öğrenci ve idari personelin uyumlu ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde ilerlediği bir okul iklimi tesis etme yönünde yeni çalışmalar başlattık. Bu çalışmaları da faaliyet planı kapsamında olmamasına rağmen buraya dâhil edeceğiz. Okullarımızda şiddete toleransın sıfır olduğu, akran zorbalığının mümkün olduğunca engellendiği her türlü etkinliği yaygınlaştıracağız. Bu kapsamında, 57 bin 108 okul yöneticimizin tamamını, yardımcılarıyla birlikte 90 bin kişilik çalışma arkadaşlarımızı çok kapsamlı eğitimlerden geçireceğiz. Bu eğitimlerin içinde kadına yönelik şiddet, akran zorbalığı ve bağımlılıklar gündem maddesi olacak." değerlendirmesinde bulundu.
 
Merkezî planlamalar yerine okul bazlı planlamalara başladıklarını, öğretmenlerin mesleki gelişimi konusunda okullara kaynak aktarılacağını hatırlatan Özer, "Burada da ana odaklardan biri, kadına yönelik şiddet olacak. Tüm öğretmenlerimizi bu eğitimlerden geçirmeye çalışacağız." dedi.
 
Okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarının artırılması için 3 bin yeni anaokulu ve 40 bin yeni ana sınıfının bu yıl açılmasının hedeflendiğini, sürecin çok hızlı ilerlediğini belirten Özer, "En son olarak OSB'lerde de anaokulları açılmasıyla ilgili Sanayi ve Teknoloji ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarıyla yakında inşallah, güzel bir süreci başlatmış olacağız." dedi.
 
2000'li yıllardan itibaren Amerika'daki eğitim politikaları ile ilgili çalışmalarda, okul öncesi eğitimin, toplumun refahı açısından "uzun vadeli ekonomik getirisi en fazla, maliyeti en düşük olan bir eğitim politikası" olduğunun anlaşıldığını aktaran Özer, "Okul öncesi eğitimde yer alan çocukların, uzun vadede yaşamlarında şiddete yönelik eğilimleri çok daha düşük ve suç oranları çok daha düşük oldu. Onun için bu süreçte de kadına yönelik şiddetle mücadeledeki en kalıcı şeylerden biri de işte bu okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması olacak." değerlendirmesinde bulundu.