Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, Ankara'da Etimesgut 2'nci Olağan İlçe Kongresi'nde konuştu.
Davutoğlu, biz iktidarı cezalandırmak, insanları cezalandırmak için siyaset yapmıyoruz. İnsanları, iktidarı ve iktidar sahiplerini iyiye, hayra davet etmek için siyaset yapıyoruz. Eğer onlarda olumlu bir adım görürsek, gerçek bir çete mücadelesi yürütürlerse, eğer özgürlükleri arttıran, yasakları azaltan bir adım görürsek, evet onlarla da görüşür, onlarla da siyasetimizin gereği olarak olumlu olan her şeye destek veririz. Ama asla iktidarın payandası konumunda kalmayız, dedi.


“Türkiye’nin ödenmesi gereken borçlarının dışarıdaki alacaklıları böyle istiyor”

Seçim süreci içerisinde istikrar vurgusu yapan iktidara, hangi alanda istikrar var? Sorusunu soran Dvutoğlu, “Mehmet Şimşek’in eski bakan Nebati’ye söylediği ‘artık rasyonel politikalara geçmekten başka bir yol kalmamıştır’ söylemi aynı iktidarın bakanı Nebati’ye, akıl dışı politikalarla sen bu ekonomiyi batırdın, hazine kaynaklarını tükettin, merkez bankası rezervlerini tükettiniz ve artık ben geliyorum akılcı politikalarla yöneteceğim demektir” dedi.  

Peki akılcı politikanın sonucunda ne oldu, 4 ay içerisinde?

Faiz 28 mayısda %8,5’di, şu anda %30. Normal şartlarda ‘Nas varken sana bana ne oluyor’ diyen Sayın Erdoğan’dan herhangi bir açıklama yok çünkü Türkiye’nin ödenmesi gereken borçlarının dışarıdaki alacaklıları böyle istiyor.
Kur 10-20 tl bandındaydı, şimdi ise 27 tl. Türk lirası faiz yükseltmelerine rağmen %30’a yakın değer kaybetti. ‘Faiz düşerse enflasyon da düşer’ denklemine rağmen, faiz düştü enflasyon tırmandı, ardından faizi yükselttiler fakat enflasyon tırmanmaya devam etti.



Ortada dış mihrak kalmadı!
Seçimden önce ülkedeki ekonomik krizin sebebi olarak gösterdikleri ‘dış mihraklar’ tarafından Türkiye Yüzyılı engellenmeye çalışılıyor söylemindeki dış mihraklardan tek bir tane kalmıştı o da İsrail Başbakanı Netenyahu, yani mavi marmarada 10 kardeşimizi şehit eden, Gazze’yi bombalayan Netenyahu’nun elini BM’de tebessüm ederek sıktı Sayın Erdoğan ve ortada dış mihrak kalmadı. 
Meydanlarda milletin dinini, inancını Filistin davasını ve Mescid-i Aksa’yı istismar edenler, New York’da önce yahudi lobisiyle toplanıyor sonra da yahudi Başbakan’ın elini sıkıyor.

Sisi ile kucaklaşıldı.
Sisi mi kazanacak yoksa Binali mi, diyerek geçtiğimiz yerel seçimlerde istanbulda propaganda yaptılar ama muhtemelen bu seçimde İstanbul’da Sisi’yi kazandıracak ve belediye başkan adayı olarak Sisi’yi ikna etmeye çalışacak Sayın Erdoğan çünkü Sisi’yle de kucaklaştı.

“Nüfusun %1’i, gelirin %40’ına sahip”
Acı bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu belirten Gelecek Partisi lideri, “nüfusun %1’i, gelirin %40’ına sahip ve dünyada ekonomik gelir adaleti en bozuk ülke biziz! Yandaşlarına kaynak aktarmak için KKM ile 700 milyar türk lirası dağıttılar ve bu parayı milletin vergilerinden, hazineden ödediler. Bunların milli ve manevi değerleri olduğundan bahsedilebilir mi? Bunlarda vicdandan adaletten bahsedilebilir mi? Ama biz Gelecek Partisi olarak sessizlerin sesi olmaya geliyoruz” dedi.

Eşkiya şimdi İstanbul’da Esenyurt’ta, Ankara’nın sokaklarında, İzmir’in sokaklarında heryerde!
Ne diyordu iktidar, ‘biz teröre izin vermeyeceğiz ve ülke güven içerisinde olacak’. En çetin terörle mücadeleyi veren Başbakan olarak benim zamanımda ilçelerde ve mezrada barikat, hendek kalmamıştı temizlemiştik ve devam ediyorduk mücadeleye. Şimdi hergün görüyorsunuz manzarayı, eşkiye şimdi dağda değil İstanbul’da Esenyurt’ta, Ankara’nın sokaklarında, İzmir’in sokaklarında heryerde! 
Kim bu eşkiya? Çeteler. Türkiye Cumhuriyeti devleti 100 yıllık tarihinde ilk kez bu kadar çeteleşmeyle karşı karşıya kaldı. 90’lı yıllarda varolan mafyatik yapıların hemen hemen tümü ve bu yapıların arkasında isimlerin tümüyle birlikte tekrar sahneye çıktı. Bakanların isimlerini sorsak 3 veya 4 bakanın ismi bilinir fakat mafya liderlerinin isimlerini sayın desek vatandaşımıza, bakanlardan daha fazla isim sayarlar. Yeni yeni isimler litaratüre girdi mesela Ayhan Bora Kaplan. Peki 2016 yılında biz ayrıldığımızda sokaklarda tek bir çete varmıydı? Şimdilerde Atina sokaklarında 2 Türk çetesi birbirini vuruyor İtalya’ya sığınıyor, Danimarka uyuşturucu çetesinin lideri Türkiye’den vatandaşlık alıyor... Türkiye, mafta baronlarının cenneti haline geldi.
“Millete cehennem, mafya baronlarına cennet haline gelen bir ülkenin kaderini değiştirmeye geliyoruz ve değiştireceğiz”
Biz temiz siyaset derken işte tam da bunu kastediyorduk, Soylu tüm ekibiyle tasviye ediliyor. Gören de der ki; bu parti iktidardan gitti ve yerine yeni bir Cumhurbaşkanı geldi ve yeni İçişleri bakanı, eski İçişleri bakanıyla ilgili ne varsa tasviye ediyor, iyi yapıyor mu? Yapıyor. Peki ama daha önce onlara kim izin verdi? Süleyman Soylu’yu bu ülkenin en güçlü adamı durumuna kim getirdi, onun etrafında çeteleşmelere kim izin verdi? Kendisi hakkında Sedat Peker suçlamalarda bulunduğunda, bir televizyon kanalında gururla ‘Sayın Davutoğlu’na karşı bir operasyon yaptık ve başında da ben vardım, içindeydim’ diyordu. Doğru söylüyor, onlar da bir çeteydi. Bana karşı harekete geçip ülkeyi bugün çetelere teslim eden de pelikan çetesiydi, arkasındaki aktörlerdi ve onlarla görülecek bir hesabımız var!
Ak Partili kardeşlerimize sesleniyorum, bu ülkeyi ve partinizi bu hale kim düşürdü bizden sonra bir hesap edin bir sorun kendinize, kim? Ülkenin sokakları güvensiz hale gelmişse, gece bir saatten sonra kadınlar sokağa çıkamaz hale gelmişse, büfeler basılıp karşılıklı silahlar çekiliyorsa, o zaman işte bu ülkenin beti bereketi kalmamış demektir. İsraf heryerde, israf sadece kamu harcamalarında değil insan israfı da var bu memlekette.
Son infaz yasasıyla tüm çete mensupları dışarıya çıktı, Sayın Bahçeli’nin elini öptüler. Onlar Ankara’da at koşturacaklar, genel merkezlerde el öpecekler onların kullandıkları çocuklar Atina’da öldürülecek. 


Önceki bakan mülakatı tiyatro gibi yapmış.
Diyorlar ki bunlara gözlerinizi kapatın çünkü Türkiye’de milli ve manevi bir iktidar var, alnı secde gören bir yönetim var. Alınların secde görmesi Allah’a karşı şahsi bir hesabın ödenmesidir, kul hakkının olduğu yerde alnı secde görenlerin vereceği hesap vardır.
Milli eğitim bakanı dedi ki; mülakatı mülakat gibi yapacağız. Bu demek oluyor ki, bir önceki bakan mülakatı tiyatro gibi yapmış, demek ki torpillileri almış...


Biz Gelecek Partisi olarak kindar bir nesil için gelmedik.
Liseli bir öğrencinin elindeki Atatürk fotoğrafıyla uygunsuz hareketlerine ilişkin ise Davutoğlu, “Türkiye'nin en seçkin kurumlarından birinde bir gencimiz bunu yapıyor. İktidarın iki şeyi sorması gerekir. Bu kurumlar bu hale nasıl düştü? Nasıl en seçkin öğrenci diye getirdiğimiz ve yeni bir nesil yetiştireceğiz dediğimiz yere bu geldi. Çünkü Sayın Erdoğan bir toplantıda 'Biz kindar nesil, kinine sahip çıkan nesil yetiştireceğiz' demişti. Problem bu. 
Biz Gelecek Partisi olarak kindar bir nesil için gelmedik, biz anadolu topraklarına muhabbet tohumları ekmeye geldik, düşmanları barıştırmaya, nesilleri kaynaştırmaya ahlak ve siyaseti buluşturmaya geldik. 
Bizimle görüşmekten korkan İmam hatiplerle ilgili dernek yöneticilerinin, vakıf yöneticilerinin şimdi bir düşünmesi lazım. Neden bu çocuk tutuklandı da o çocuğu bu hale getiren sistem tartışılmıyor. Neden bu çocuk tutuklandı? Bir sebebi de ne biliyor musunuz? Çünkü aynı yaşta Cumhurbaşkanı'na hakaret eden çocuklar da tutuklandı. Biz bunları karşımıza alıp konuşacağız, eğiteceğiz. Ben de bir eğitimciyim, tek bir çocuğun kaybı insanlığın kaybıdır. 
Birçok iktidara yakın isim benim bu mesajı göndermemden sonra doğrudan dolaylı mesaj gönderip teşekkür ettiler. Ama bana teşekkür edeceklerine şimdiye kadar görüşmekten korktukları eski başbakanım dedikleri birine teşekkür edeceklerine sayın Erdoğan'a ve bugün Milli Eğitim’i yönetenlere sorular sorsunlar. İktidara, sahiplerine soru sormaya cesareti olmayanların bize teşekkür etmeye hakları, yetkileri yoktur. O hale gelmiş olan bütün gençlerimiz için yüreğim yanıyor.



Hiç kimseyi dışlamıyoruz, hiç kimseyi kenarda tutmuyoruz.
Teşkilatlarından yerel seçimlere hazırlanmalarını isteyen Davutoğlu, “Biz iktidarı cezalandırmak, insanları cezalandırmak için siyaset yapmıyoruz. İnsanları, iktidarı ve iktidar sahiplerini iyiye, hayra davet etmek için siyaset yapıyoruz. Eğer onlarda olumlu bir adım görürsek, gerçek bir çete mücadelesi yürütürlerse, eğer özgürlükleri arttıran, yasakları azaltan bir adım görürsek, evet onlarla da görüşür, onlarla da siyasetimizin gereği olarak olumlu olan her şeye destek veririz. Ama asla iktidarın payandası konumunda kalmayız. Önce eylemi görmek isteriz. 4 aylık karneleri çok kötü söyleyeyim. Karneleri düzelirse 'iyi yaptınız' deriz. Karne bozulursa, sonuna kadar mücadele ederiz.
Etimesgut'ta, bütün ilçelerde biz gerekli hazırlıklarımızı yapacağız.  Daha önce parti yönetim kurulunda aldığımız karar mucibince Türkiye'nin her yerinde, ittifak ihtimalleri mahfuz tutulmak üzere, kendi logomuzla seçime girmeye hazır hale geleceğiz. Ama bir ittifak olma ihtimali olduğunda da bütün partilere kapımız açıktır. Hiç kimseyi dışlamıyoruz, hiç kimseyi kenarda tutmuyoruz. Önümüzdeki kritik süreçte Türkiye'nin geleceği, dışlayanlar değil bütünleştirenler tarafından şekillendirilecek" ifadelerini kullandı.