CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, yumurta fiyatının 5 yılda yüzde 829 arttığını belirterek, “Bu artış, mutfaktaki yangının en sade göstergesidir. Kahvaltı sofrasının en temel gıdası olan yumurta bile artık vatandaş için erişilmez hale gelmiştir. Bu artışın sebebi sadece küresel maliyetler değil; iktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikalarıdır. Yemde dışa bağımlı hale getirilen üretici, enerji maliyetleriyle boğulan çiftçi, denetimsiz bırakılan zincir marketler… İktidar rakamlarla oynayarak krizi perdelemeye çalışsa da pazarda, markette gerçekler gün gibi ortadadır. Türkiye’de artık en temel gıdaya erişim bile güvence altında değildir” dedi.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, bugün yaptığı yazılı açıklamada, temel gıda ürünlerindeki artışı ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) aylardır veri açıklamamasını eleştirdi.
CHP’li Genç, yumurta fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek, “2020 Ekim ayında 14 liraya alınan 30’lu yumurta kolisi, 2025 Ağustos’unda 130 liraya dayanmış durumda. Yani yumurta fiyatı 5 yılda yüzde 829 arttı, neredeyse 10 katına çıktı. Bu artış, mutfaktaki yangının en sade göstergesidir. Kahvaltı sofrasının en temel gıdası olan yumurta bile artık vatandaş için erişilmez hale gelmiştir” dedi.
“Gerçeği gizlemek için susuyorlar”
Genç, TÜİK’in açıkladığı verilerle pazardaki gerçek arasındaki fark ile ilgili, “TÜİK, 3 Nisan’da yayımladığı mart ayı verilerinde yumurtanın bir yılda yüzde 82,07 zamlandığını ve en çok zamlanan dördüncü ürün olduğunu duyurdu. Ancak o tarihten bu yana tek bir güncel veri açıklamadı. Neden? Çünkü vatandaşın markette yaşadığı gerçekle TÜİK tabloları birbirini tutmuyor. Gerçeği gizlemek için susuyorlar” ifadelerini kullandı.
“Bu artışın sebebi sadece küresel maliyetler değil; iktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikalarıdır”
Fiyat artışlarının nedeninin hükümetin ekonomi politikaları olduğunu belirten Aşkın Genç, “Bu artışın sebebi sadece küresel maliyetler değil; iktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikalarıdır. Yemde dışa bağımlı hale getirilen üretici, enerji maliyetleriyle boğulan çiftçi, denetimsiz bırakılan zincir marketler… Tüm bu zincirin sonunda vatandaşın cebinden çıkan para katlanarak büyüyor. İktidar, üretimi desteklemek yerine ithalatla günü kurtarmayı tercih ettiği için bugün basit bir gıda maddesi bile lüks olmuştur” diye konuştu.
“Türkiye’de artık en temel gıdaya erişim bile güvence altında değildir”
“Bu tablo, iktidarın en büyük itirafıdır” diyen Genç, şunları kaydetti:
“Yumurtanın fiyatı 5 yılda 10 kat artmışsa, bu iktidarın ekonomi yönetimi bitmiştir. TÜİK’in sustuğu her ay, mutfakta yangın daha da büyüyor. İktidar rakamlarla oynayarak krizi perdelemeye çalışsa da pazarda, markette gerçekler gün gibi ortadadır. Türkiye’de artık en temel gıdaya erişim bile güvence altında değildir.”
**
CHP’li Aşkın Genç: 23 yıllık AKP iktidarında, özel sektörün dış borcu 287 milyar dolara dayandı
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, 23 yıllık AKP iktidarında, özel sektörün dış borcunun 45 milyar dolardan, 287 milyar dolara ulaştığını ifade ederek, “Özel sektörün dış borcu büyüdükçe, ülkenin dövize olan açlığı da artmakta, döviz bulmakta zorlandıkça yeni borçlara yönelmekte ve bu kısır döngü ekonomiyi daha da kırılgan hale getirmektedir. 23 yılda Türkiye, kendi kaynaklarıyla büyüyen bir ekonomi olacağına, borca bağımlı bir ekonomiye dönüşmüştür. Borçla büyüme, aslında büyüme değildir; yalnızca geleceğin ipotek altına alınmasıdır” açıklamasını yaptı.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, bugün yaptığı yazılı açıklamada; AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında, 45 milyar 255 milyon dolar olan özel sektörün dış borcunun, Haziran 2025’te 286 milyar 929 milyon dolara ulaştığını vurguladı.
Genç, borç miktarının 23 yılda 6 kat arttığını belirterek, “Bu artış, tesadüfi değildir; Türkiye’nin AKP iktidarları boyunca üretim ve ihracat temelli bir ekonomi yerine, sıcak para ve dış borçla ayakta kalmaya çalışan bir yapıya mahkûm edilmesinin doğal sonucudur” ifadelerini kullandı.
CHP’li Genç, açıklamasında şunları kaydetti:
“Özel sektörün bu derece yüksek dış borca bağımlı hale gelmesi, ülke ekonomisinin yapısal sorunlarının en somut göstergesidir. Çünkü bu borçlar yalnızca finansal tablolarla sınırlı değildir; aynı zamanda Türkiye’nin dışa bağımlılığının, kırılganlığının ve ekonomik bağımsızlığını kaybetmesinin de bir yansımasıdır. Bugün şirketlerimiz yatırım yapmak, üretim tesislerini çevirmek, hatta işletme sermayesini karşılamak için bile dışarıdan borç almak zorunda bırakılmıştır. Bu durum, üretimden koparılmış, ithalata mecbur edilmiş bir ekonomik düzenin acı sonucudur.
“Türkiye, döviz ihtiyacını sürekli yeni borçlarla karşılamaktadır”
Üstelik dış borcun büyüklüğü sadece rakamlardan ibaret değildir. Bu borçların geri ödenmesi için döviz gereklidir. Türkiye, üretim ve ihracat kapasitesini artıracak politikaları hayata geçiremediği için döviz ihtiyacını sürekli yeni borçlarla karşılamaktadır. Yani özel sektörün dış borcu büyüdükçe, ülkenin dövize olan açlığı da artmakta, döviz bulmakta zorlandıkça yeni borçlara yönelmekte ve bu kısır döngü ekonomiyi daha da kırılgan hale getirmektedir.
“Küresel ölçekte en ufak bir finansal oynama, Türkiye’de şirketleri iflasın eşiğine getirebilmektedir”
Özel sektörün dış borcunun ulaştığı bu seviye, Türkiye ekonomisinin en hassas alanlarından biridir. Kur dalgalanmaları, faiz artışları ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar, bu borç yükü nedeniyle ülkemizde çok daha şiddetli hissedilmektedir. Küresel ölçekte en ufak bir finansal oynama, Türkiye’de şirketleri iflasın eşiğine getirebilmekte, üretim zincirini kırabilmekte, istihdamı tehdit etmektedir.
“23 yılda Türkiye, borca bağımlı bir ekonomiye dönüşmüştür”
Bugün geldiğimiz noktada tablo çok açıktır: 23 yılda Türkiye, kendi kaynaklarıyla büyüyen bir ekonomi olacağına, borca bağımlı bir ekonomiye dönüşmüştür. Özel sektörün dış borcunun 45 milyar dolardan 286 milyar dolara çıkması, AKP’nin ekonomi yönetiminde izlediği yanlış politikaların, günü kurtarmaya yönelik tercihlerin ve yapısal reformlardan uzak durmasının açık sonucudur. Borçla büyüme, aslında büyüme değildir; yalnızca geleceğin ipotek altına alınmasıdır.”
