Uzmanlar, pankreas kanseri tedavisindeki son yenilikleri

Hastalar, umut veren deneyimlerini anlatıyor!

BU ÖYKÜLERDE “BİLİM, CESARET VE UMUT” VAR!

Pankreas kanseri, geç belirti vermesi ve hızlı ilerlemesi nedeniyle en zorlu kanser türlerinden biri olarak kabul ediliyor. Dünya genelinde her yıl 500 binden fazla, Türkiye’de de yaklaşık 5 bin kişiye pankreas kanseri tanısı konuluyor. Üstelik görülme sıklığı giderek artan pankreas kanserinin 2030 yılında ölüme neden olan kanser türleri arasında 4. sıradan 2. sıraya yükseleceği belirtiliyor. Bilim insanları bu karamsar tabloyu önlemek için çalışmalarına hız kesmeden devam ederken, teşhis ve tedavide yaşanan önemli gelişmeler yüreklere su serpiyor. Tıp dünyasındaki bu baş döndüren gelişmeler ve multidisipliner yaklaşımlar, hastaların yaşam sürelerini ve kalitelerini yükseltiyor. 

 

Bu kapsamda, pankreas kanseri hakkında toplumda farkındalık yaratmak amacıyla Acıbadem Maslak Hastanesi’nde, 20 Kasım 2025 tarihinde düzenlenecek olan ve sunucu Leyla Yıldırım’ın moderatörlüğünü yapacağı “Bu öykülerde bilim, cesaret, umut var” başlıklı söyleşide Genel Cerrahi Uzmanları Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan ve Prof. Dr. Mert Erkan, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar ile Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Çolak, bilim alanındaki yeni gelişmeleri anlatacak, hastalar da şaşırtıcı ve umut dolu hikayelerini paylaşacaklar. 

Bilimin, cesaretin ve umudun konuşulduğu bu söyleşiye katılımınızdan mutluluk duyarız.  

 

TOPLANTI BİLGİLERİ

Tarih: 20 Kasım 2025, Perşembe

Saat: 11.00-13.00 Söyleşi

Yer: Acıbadem Maslak Hastanesi / Dr. Özlem Cankurtaran Konferans Salonu 

 

HASTALAR DENEYİMLERİNİ ANLATIYOR! 

 

Baba olmayı beklerken tedavisi başladı! Kızının adını Melek koydu.

Hasan Karaduman; 34 yaşında. Geçen yıl, sağ göğüs altından sırtına doğru yayılan ağrı nedeniyle başvurduğu hastanede tanı aldı. Kanser, karaciğerinde iki bölgede metastaz da yapmıştı. İleri evre pankreas kanseri olduğunu öğrenince dünyası adeta başına yıkıldı. Oysa, oğlu Yiğit henüz 6 yaşındaydı ve anne karnındaki 4 aylık bebeğinin doğmasını, eşiyle birlikte heyecanla bekliyordu. Tümörün çıkarılması için kemoterapi alması gerekiyordu, aldı! Sonra 10 saat süren zorlu bir ameliyatta tümör, başarıyla çıkarıldı. “Ailem için moralimi hep yüksek tutmaya çalıştım, savaşı hiç bırakmadım. Kızımıza isim koymamış, büyük bir umutla ameliyat sonucunu beklemiştik. Güzel haberi alınca,  “O benim koruyucu meleğim, kızımın adı ‘Melek’ olsun dedim ” diye anlatıyor tedavi sürecini. 

 

“Kızımın okula başladığı ilk günü göreyim” demiştim!

Funda Ayata; 50 yaşında, Almanya’da yaşıyor. Henüz 34 yaşındayken karın ve midesinde dinmeyen ağrı ve kilo kaybı nedeniyle depresyon tanısı konuldu. Ancak ağrıları dinmedi. Eşiyle birlikte Almanya’dan Bursa’ya tatile geldiklerinde, ağrıları devam etti. Bursa’da hastaneye gittiler. Pankreas başında kitle vardı ve mutlaka biyopsi olması gerekiyordu. Almanya’ya dönmeleri gerektiği için biyopsiye orada yapılmasına karar verildi. Biyopsi sonucu şok etkisi yarattı. Pankreas kanseriydi. En korkutucu olanı ise; ameliyat olmasaydı, beklenen yaşam süresi sadece 6 aydı. 

Funda Ayata, “Hiç unutmuyorum, hastaların tümü 60’yaşın üzerindeydi, bir tek ben gençtim, yıkıcı bir andı. Kızım henüz 3 yaşındaydı, onu annesiz bırakamazdım. Doktoruma, ‘Ne yaparsanız, yapın. Yeter ki kızımın okula başlayacağı ilk günü göreyim’ dedim”   diye anlatıyor duygularını. Ameliyatı 12 saat sürdü. Ardından ilaç tedavisine başlandı. Kızı anaokuluna gitti, sonrasında ilkokula, liseye ve üniversiteye… 16 yıl önce kızı Tuana’nın okula gittiği ilk günü görmek istemişti. Kızı şimdi üniversiteli. O günden bu yana geçirdiği 16 yıla gülümseyerek bakıyor. 

 

“Deprem nedeniyle ailemle günlerce havaalanında yaşadım”

Ahmet Postallı;  56 yaşında,   evli ve 4 çocuk babası. Yaklaşık 3 yıl önce hiç dinmeyen karın ve sırt ağrısından yakınıyordu. Sağlık kurumlarında uygulanan tedavilere rağmen ağrısı bir türlü dinmiyordu. O dönem Elazığ’da yaşayan Ahmet Postallı, hepimizin yüreğini dağlayan 6 Şubat depreminde, çalıştığı havaalanında Malatyalı depremzedelerin tahliye edilmesinde görev yaparken, depremde evlerinin yıkılabileceği kaygısıyla eşi ve çocuklarıyla birlikte 10 gün boyunca havaalanında yaşadı. Deprem sürecindeki stres nedeniyle yeniden hekime gitmek istemedi. Ancak, ağrıları dinmeyince soluğu tekrar hastanede aldı; pankreas gövde kanseri teşhisi konulunca, hızlıca tedavisine başlandı. Ameliyat olabilmesi için tümörün küçülmesi gerekiyordu. Bu nedenle, önce kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gördü. Tümör artık ameliyata hazır hale gelmişti. 14 saat süren zorlu ameliyat başarıyla sonuçlandı. “Tedavim için ilk port takıldığında ‘şimdi savaş başlasın’ demiştim. Çok zorlandığım bir mücadeleydi ama inanç varsa umut, umut varsa yeşerecek bir dal mutlaka vardır” diyor. 

 

 

“Ameliyat edilemez” denmişti, ancak…  

Fazilet  Molla, 76 yaşında, 2 çocuk annesi. Ablası henüz 46 yaşında iken pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.  2017 yılında   halsizlik, iştahsızlık, çok şiddetli kaşıntı, karında ağrı ile göz aklarında yoğun sarılık nedeniyle kızıyla birlikte hastaneye başvurdu. Pankreas başı ve safra kanalını tıkayan kanserli tümör tespit edildi ve kanser ileri evrede olduğu için “ameliyat edilemez” dendi,   tedavi için kemoterapi önerildi. Çocukları, çaresizliği kabul etmedi ve ameliyat için hızlıca hekim için arayışına girdi. Umut içinde kapısını çaldıkları hekim annelerinin ameliyat olabileceğini belirtti. Önce ameliyat oldu, ardından kemoterapi tedavisi yapıldı. İki yıl sonra kanser aynı yerde tekrarlayınca yeniden ameliyat oldu. Kanser artık nüks etmese de kan değerlerinin iyi çıkmadığını belirten kızı Nur Banu Molla, annesinin sağlık durumu hakkında şunları söylüyor:  “Kan değerleri ilik kanserine işaret edecek kadar kötü ama annemin neşesi yerinde. İleri tetkiklere kalkıştım, annem bazılarını yaptırınca, çok yorulduğu için itiraz etti. Artık hiçbir ileri test/tetkik yapmadan hayat ne getirirse onu yaşayacağız. Annem şimdi çok mutlu, bize bile haber vermeden, Üsküdar'dan kalkıyor, otobüse biniyor, hayatının aşkı oğlum Ata'ya, Ataşehir'e geliyor, sarmalar mantılar yapıyor.”