ABD Başkanı Trump'ın, "Gazzelileri başka ülkelere yerleştirme" ve "Gazze'yi devralma" planına tepkiler çığ gibi büyüyor.
Erciyes Üniversitesi Öğretim görevlisi ve UNESCO GEP üyesi Prof.Dr. Fatma Bozkurt'ta Trump'un bu açıklamalarına tepki gösterdi.
Hamas konuyla alakalı açıklama yaparken, Amerika içinde de Trump'a tepki gösterenler oldu.

Türkiye Cumhuriyet Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan'da Trump'a tepki gösterdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan açıklamasında:
"Trump'ın Gazze açıklaması kabul edilemez, Filistin meselesi tam da bu nedenden dolayı başladı; Filistinlilerin sürgün edilerek İsraillilerin getirilmesi ile başlandı. 1967 sınırlarına göre bir Filistin Devleti ile bu sorunun çözüleceğine dair bir görüş var. Trump'ın iki devletli bir çözüm için bir şey söylediğini görmüyoruz. Tehcir meselesi ne bölgenin ne bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Bunun tartışmaya açılması bile yanlış. Bu kötü, abesle iştigal bir açıklama." ifadelerini kullandı.
ERÜ'LÜ PROF.DR. FATMA BOZKURT'TAN DA DİKKAT ÇEKEN PAYLAŞIM
Erciyes Üniversitesi Öğretim görevlisi ve UNESCO GEP üyesi Prof.Dr. Fatma Bozkurt ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Trump ve Netanyahu'nun olası planını masaya serdi. Bozkurt Hoca şu ifadelere yer verdi:

-Eğer Trump ve Netanyahu yeniden tasarlanmış bir Gazze planını uygularsa, bu şunlara yol açacaktır:
• Filistinlilerin yerinden edilmesi,
• Gazze’nin ekonomik yatırımlarla farklı bir modele dönüştürülmesi,
• İsrail’in güvenlik kontrolünün artması.
Ancak önemli bir nokta, Netanyahu’nun varlığına rağmen bu stratejik hedeflerin devam edeceğidir. Netanyahu'nun siyasetten ayrılması durumunda bile İsrail’in uzun vadeli güvenlik ve toprak politikaları değişmeyecektir.
İsrail’de kurumsal karar alma süreçleri, güvenlik bürokrasisi ve askeri stratejiler belirli bir doğrultuda devam ettiği için, İsrail’in Filistin üzerindeki kontrolünü genişletme planları hükümet değişikliklerinden bağımsız olarak sürecektir.

İsrail-Filistin çatışması yeni bir aşamaya girdi.
İsrail ve Filistin çatışmasının Trump'un bu açıklamaları ile yeni bir aşamaya girdiğini anlatan Prof. Dr. Fatma Bozkurt şunları söyledi:
"Gazze'nin yakın zamanda uğradığı yıkım, Batı Şeria'daki artan istikrarsızlık ve değişen uluslararası dinamikler, bölgedeki güç dengesini yeniden şekillendiriyor.
Hamas uzun süredir Gazze'de baskın ve başarılı bir güç olarak varlığını sürdürse de, değişen bölgesel ittifaklar, ABD'nin politik uzun vadeli stratejileri ve İsrail'in artan askeri kontrolü nedeniyle geleceği maalesef belirsiz.
ABD Başkanı Donald Trump, 2025'te yeniden göreve gelmesi halinde Gazze'nin geleceğini Arap ülkeleriyle iş birliği içinde, ancak Filistinlilerin özerkliği olmadan yeniden şekillendirmeyi planladığını belirtmişti ve artık yeniden ABD Başkanı olması ile birlikte bu amaç doğrultusunda 2025 yılını şekillendirecek."
İŞTE PROF.DR. FATMA BOZKURT'UN O PAYLAŞIMININ TAMAMI:
**Gazze, Filistin ve Hamas’ın Değişen Jeopolitik Manzaradaki Geleceği**
İsrail-Filistin çatışması yeni bir aşamaya girdi. Gazze'nin yakın zamanda uğradığı yıkım, Batı Şeria'daki artan istikrarsızlık ve değişen uluslararası dinamikler, bölgedeki güç dengesini yeniden şekillendiriyor.

Hamas uzun süredir Gazze'de baskın ve başarılı bir güç olarak varlığını sürdürse de, değişen bölgesel ittifaklar, ABD'nin politik uzun vadeli stratejileri ve İsrail'in artan askeri kontrolü nedeniyle geleceği maalesef belirsiz.
ABD Başkanı Donald Trump, 2025'te yeniden göreve gelmesi halinde Gazze'nin geleceğini Arap ülkeleriyle iş birliği içinde, ancak Filistinlilerin özerkliği olmadan yeniden şekillendirmeyi planladığını belirtmişti ve artık yeniden ABD Başkanı olması ile birlikte bu amaç doğrultusunda 2025 yılını şekillendirecek.
Bu sırada Rusya, İran, Çin ve Arap dünyası gibi önemli uluslararası aktörler büyük ölçüde sessiz seyirciler olarak kalıyor, doğrudan müdahaleden ziyade kendi stratejik çıkarlarını ön planda tutuyor ve tepkileri sadece sözden ibaret oluyor.
Bugün, Gazze, Filistin ve Hamas’ın bu değişen jeopolitik düzende karşılaşabileceği olası sonuçları inceleyelim.
**Kısa Tarihsel Arka Plan**
Analizlerime geçmeden önce yakın tarihe tekrar bakmakta fayda görüyorum. İsrail ve Filistin arasındaki çatışma, 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan derin tarihsel köklere sahiptir.
1917 Balfour Deklarasyonu, İngiltere’nin Filistin’de bir Yahudi yurdu kurulmasını desteklediğini duyurmasıyla bölgedeki Yahudi ve Arap toplulukları arasındaki gerilimi artırdı. II. Dünya Savaşı ve Holokost sonrası Yahudi devleti için uluslararası destek büyüdü ve 1947 Birleşmiş Milletler Bölme Planı, Filistin'in Yahudi ve Arap devletlerine ayrılmasını önerdi.
Plan Yahudi liderler tarafından kabul edilirken, Arap devletleri tarafından reddedildi ve 1948 Arap-İsrail Savaşı başladı. İsrail bağımsızlığını ilan etti ve birçok Filistinli yerinden edildi. Bu olay, Nakba (felaket) olarak adlandırılır.
On yıllar boyunca çeşitli savaşlar, barış girişimleri ve ayaklanmalar (İntifadalar) İsrail-Filistin mücadelesini şekillendirdi. 1993-1995 Oslo Anlaşmaları, Batı Şeria ve Gazze'de Filistin özerk yönetiminin kurulmasını amaçladı, ancak uzun vadede kalıcı barışı sağlayamadı.
2006 yılında Hamas, Filistin yasama seçimlerini kazandı ve bu, Filistin Yönetimi’ni kontrol eden Fetih ile siyasi bir bölünmeye yol açtı. O zamandan beri Gazze, Hamas yönetiminde olup sık sık İsrail ile askeri çatışmalara sahne olmuştur.
**Hamas’ın Gücü ve Düşüşü için Siyasi Hamleler**
Hamas, tarihsel olarak İran, Katar ve Türkiye gibi dış destekçilerle askeri kapasitelerini ve Gazze'deki yönetimini sürdürmüştür.
Ancak Trump’ın İran’ı sınırlamaya yönelik stratejisi, Hamas’ın silah ve finansman elde etme kapasitesini ciddi şekilde kesintiye uğratabilir. Eğer İran ekonomik yaptırımlar ve bölgesel izolasyon nedeniyle zayıflarsa, Hamas birincil askeri gücünü kaybedebilir.
Ayrıca, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki askeri operasyonları, Hamas’ın gücünü ortadan kaldırmaya ve yeniden canlanmasını önlemeye yönelik uzun vadeli bir stratejiyi yansıtıyor. İsrail güçleri, Hamas’ın kilit liderlerini, silah depolarını ve tünellerini hedef alarak grubun operasyonel kapasitesini azaltmıştır.
Eğer Hamas mali ve askeri olarak tamamen kesilirse, kontrolü elinde tutmakta zorlanabilir ve Gazze’de bir güç boşluğu oluşabilir.
**ABD’nin Rolü ve Trump’ın Gazze Hayali**
Donald Trump’ın İsrail ve Filistin konusundaki dış politika tutumu, tarihsel olarak İsrail’in toprak ve güvenlik çıkarlarını desteklemiştir. Yeniden iktidara gelmesi ile Gazze’nin jeopolitik yeniden yapılanması büyük olasılıkla İsrail ve bazı Körfez ülkeleriyle iş birliği içinde hızlanacaktır. Trump’ın önerdiği politikalar şunları içermektedir:
• Filistinlilerin Mısır ve Ürdün’e yerleştirilmesi: Bu, Gazze’deki Filistin nüfusunu önemli ölçüde azaltarak bölgenin demografik dengesini değiştirecektir.
• ABD-Arap gözetiminde yeniden inşa: BM liderliğindeki bir girişim yerine, ABD destekli bir plan, Körfez ülkelerinin (BAE, Suudi Arabistan) ekonomik yatırımlarını içerebilir ancak geleneksel Filistin liderlik yapılarını dışlayabilir.
• Kalıcı İsrail güvenlik kontrolü: Yeniden inşa süreci, Filistin’in kendi kendini yönetmesini sınırlayan, İsrail’in güvenlik, ekonomi ve yönetim üzerindeki kontrolünü artıran koşullarla gelebilir.
Trump ayrıca Gazze'nin potansiyeli hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Gazze'nin güzel bir sahil şeridi ve harika bir iklimi var. Eğer işler doğru yapılırsa, yatırım için harika bir yer olabilir." Bu görüş, Gazze'nin özerk bir Filistin bölgesi olarak kalması yerine, dış denetim altında bir ticaret merkezi haline getirilmesi fikriyle örtüşmektedir.
Trump’ın bu vizyonu, 2020 Abraham Anlaşmaları bağlamında da değerlendirilebilir. Bu anlaşmalar, İsrail ile bazı Arap ülkeleri (BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas) arasında diplomatik ilişkilerin normalleşmesini sağlamış ve İsrail’in bölgesel entegrasyonunu hızlandırmıştır. Bu süreç, Filistin davasının bölgesel öncelik olmaktan çıkmasına yol açmıştır.
Trump yönetiminin İsrail’e verdiği güçlü destek ve Arap ülkelerinin ekonomik iş birliği arayışları, Filistin’in geleneksel müttefiklerinden daha az destek almasına neden olmuştur. Eğer Trump yönetimi tekrar bu doğrultuda hareket ederse, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistin yönetimi üzerindeki baskı daha da artabilir.
Bu bağlamda, Gazze’nin geleceği Filistinlilerin yerinden edilmesi, ekonomik yatırımlarla yeni bir yapı oluşturulması ve İsrail’in güvenlik kontrolünün artması şeklinde şekillenebilir.
**Bölgesel ve Küresel Sessizlik: Önemli Oyuncuların Tutumu**
1. Arap Devletleri: Stratejik Sessizlik
Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler Filistin meselesine tarihsel olarak destek vermiş olsalar da, son yıllarda önceliklerini değiştirmiş durumdalar. Abraham Anlaşmaları sonrası Arap dünyasında İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi, bu ülkeleri Gazze konusunda daha az müdahaleci hale getirdi. ABD ve İsrail ile ekonomik ve güvenlik iş birliği yapmak, bu devletler için daha cazip hale gelmiş durumda.
2. Rusya: Ukrayna’ya Odaklanmış Bir Güç
Rusya, tarihsel olarak Filistin’i desteklese de Ukrayna savaşı nedeniyle Orta Doğu'daki etkisini kaybetmiş durumda. İsrail ile stratejik ilişkileri de göz önünde bulundurulduğunda, Moskova’nın Gazze meselesinde belirleyici bir rol oynaması ihtimaller arasında olmayabilir.
3. İran: Etki Alanını Koruma Mücadelesi
İran, Hamas’a en büyük desteği veren ülkelerden biri olmasına rağmen, ekonomik yaptırımlar ve İsrail’in Suriye’deki İran hedeflerine saldırıları nedeniyle Hamas’a sağladığı destek zayıflıyor. Trump bu yeni dönemde özellikle İran’a yönelik baskıyı artırabilir, bu da Hamas’ın askeri ve mali gücünü doğrudan etkileyecektir.
4. Çin: Ekonomik Öncelik ve Pasif Diplomasi
Çin, Orta Doğu'da giderek artan ekonomik etkisine rağmen İsrail-Filistin meselesine doğrudan müdahale etmekten kaçınıyor. Pekin’in önceliği enerji güvenliği ve altyapı projeleri olduğu için, Gazze konusunda diplomatik açıklamalar yapmanın ötesinde bir adım atması zayıf görünüyor.
**Filistin İçin Yeni Bir Gerçeklik mi?**
Dünya kamuoyunda başarısını kanıtlamış Hamas’ın gücünü kırmak ve baskı altında almak için Filistin Yönetimi zayıflamış ve bölgesel aktörler sessiz kalmışken, Gazze ve Filistin’in geleceği giderek belirsizleşmektedir. Eğer Trump ve Netanyahu yeniden tasarlanmış bir Gazze planını uygularsa, bu şunlara yol açabilir:
• Filistinlilerin yerinden edilmesi,
• Gazze’nin ekonomik yatırımlarla farklı bir modele dönüştürülmesi,
• İsrail’in güvenlik kontrolünün artması.
Ancak önemli bir nokta, Netanyahu’nun varlığına rağmen bu stratejik hedeflerin devam edeceğidir. Netanyahu'nun siyasetten ayrılması durumunda bile İsrail’in uzun vadeli güvenlik ve toprak politikaları değişmeyecektir.
İsrail’de kurumsal karar alma süreçleri, güvenlik bürokrasisi ve askeri stratejiler belirli bir doğrultuda devam ettiği için, İsrail’in Filistin üzerindeki kontrolünü genişletme planları hükümet değişikliklerinden bağımsız olarak sürecektir.
Bu durum, yalnızca İsrail’in değil, aynı zamanda bölgedeki diğer büyük aktörlerin de yeni gerçeklikler oluşturma sürecine katkıda bulunabileceğini göstermektedir. Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin, İsrail ile daha derin iş birliklerine yönelmesi, Filistinlilerin mücadelesini daha da zayıflatacak ve Arap-ABD iş birliği ile bölgeyi yeniden yapılandırma vizyonu adı altında yeni bir “miracle (serap)” yaratılacak.
Dolayısıyla, Trump yönetimi stratejik hedefleriyle göç politikalarını uygulayarak Filistin’in sadece Gazze’de değil, Batı Şeria’da da ciddi şekilde güç kaybedeceği ve daha parçalanmış bir yapıya dönüşeceği günlere hazırlık yapmaktadır.
Sonuç olarak, bu yeni gerçeklikler (Arap serabı-miracle), yalnızca Filistin halkının değil, Orta Doğu’daki tüm dengelerin uzun vadeli değişimini tetikleyecek niteliktedir. Direniş hareketlerinin nasıl şekilleneceği ve uluslararası toplumun bu sürece nasıl tepki vereceği, önümüzdeki yıllarda belirleyici olacaktır.
Haber: Mustafa DURAN / AYAKLIGASTE.COM

