Özsoy konuşmasında, İYİ Parti’nin ÇED süreçlerinin keyfî ve bilim dışı şekilde yürütüldüğü yönündeki iddialarına sert tepki gösterdi. ÇED’in Türkiye’nin çevre politikasının temel omurgalarından biri olduğunu vurgulayan Özsoy, “Bu iddialar hem gerçeği yansıtmamakta hem de onlarca yıllık kurumsal emeği değersizleştirmektedir.” dedi.
ÇED kararlarının bilimsel temellere dayandığını belirten Özsoy, raporların jeolojiden flora-faunaya, hava-su kalitesinden kümülatif etkilere kadar çok geniş teknik veri içerdiğini, Bakanlığın ise tüm raporları üniversiteler ve ilgili kurumlarla birlikte titizlikle değerlendirdiğini söyledi. Hazırlayıcı firmaların da Bakanlık yeterlilik belgesine sahip profesyonel kuruluşlar olduğunu, bağımsızlıkla ilgili iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Halkın katılımının olmadığı yönündeki eleştirileri de reddeden Özsoy, Ek-1 kapsamındaki tüm projelerde Halkın Katılımı Toplantısı’nın zorunlu olduğunu, süreçlerin kamuoyuna açık şekilde yürütüldüğünü belirtti. Dijital katılım yöntemleri üzerinde ayrıca çalışmalar yapıldığını dile getirdi.
“ÇED Gerekli Değildir” kararlarının keyfî olmadığına dikkat çeken Özsoy, bu kararların risk analizine dayanan seçme-eleme sürecinin ürünü olduğunu; gerekli görülen her durumda tam ÇED sürecine geçildiğini söyledi. Yargı denetiminin de sistemin güçlü olduğunun kanıtı olduğunu ekledi.
Sistemin sürekli iyileştirildiğini belirten Özsoy, dijitalleşme, coğrafi bilgi sistemleri, sektörel rehberler ve eğitimler ile ÇED sürecinin daha da güçlendirilmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına gerek olmadığını vurgulayan Özsoy, “AK Parti Grubu olarak çevreyi korumayı anayasal bir sorumluluk olarak görüyoruz; bilimsel verileri, kamu yararını ve hukukun üstünlüğünü esas almaya devam edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.

