Reklam
Feyza Yöndem

Feyza Yöndem

Konuk yazar

ÇALIŞANLAR GÖZÜNDE PATRON!

05 Aralık 2021 - 21:59

Çalışanlar gözünde patron ; en basit tanımıyla, belli bir ekip, departman, organizasyon ya da şirketi yöneten, pozisyon olarak üst düzey kabul edilen kişidir ve bu kişide olması gereken özellikler nelerdir dendiğinde; çalışanları dinlemeyi bilmek ,eleştiriye açık olmak, diğerlerinin davranışlarına eleştirel olarak bakmayı bilmek, ekip ruhuna sahip olmak ben yerine biz demeyi bilmek ,dürüst ve tarafsız bir bakış açısı ile hareket etmek, çalışanların motivasyonunu arttırarak onları çalışmaya teşvik etmek gibi kitabi cümleleri sıralayabiliriz hepimiz.

Evet 2 hafta önce ziyaretime gelip iş yerinde adaletsizlik duygusuna maruz kalıp birilerinin diğerlerine göre daha fazla kayırıldığına kanaat getirdiği için fabrikada “Tükenmişlik Sendromuna” giren arkadaşım Sema için kaleme aldım bu ay ki yazımı.

13 yıldır ünlü bir çelik kapı fabrikasında çalışan arkadaşım Semayı dinlerken ben bile depresyona girdim diyebilirim. İş yerini evi gibi benimsediğini ve karlılığı artırmak adına elinden gelenin en iyisini yaptığını sektörün enleri arasına giren fabrikanın tüm süreçteki en büyük mimarlarından birinin de kendisi olduğunu belirten Sema son 3 yıldır çok mutsuz çalışıyormuş meğer.

Bu mutsuzluğunun temelinde yatan gerçeklerse belki okuduğunuzda evet bizim şirkette de benzer olaylar yaşanıyor dedirtecek cinsten sorunlar. Yöneticilerinin çalışanlara eşit davranmadığını özellikle kendisine mobing uygulayıp zirveye çıkmak için attığı her adımda kendisini paçasından yakalayıp indirmeye çalıştığını, yaptığı çalışmaları kusurlu bulup patrona yalan yanlış anlatımlarıyla kendisini sürekli dibe çekmeye çalıştığını ,zaman zaman fabrikada patronunun bilmesi gereken ama onunla hiç paylaşılmayan bazı önemli mevzuları gidip anlatabilme yürekliliğine sahip olduğu için düşman ilan edilip hatta adının dedikoducuya bile çıkartıldığını anlattı.

Artık kemikleşmiş kadrolu olan 30 yıllık yöneticisinin amiyane tabirle kendisine şaklabanlık yapan ,iltifatlar eden, iş üretmediği halde çevresinde pervane olan, işten anlamadığı halde yöneticinin damarına girebilen, kendisine elleriyle çay kahve taşıyan ya da dişiliğini kullanarak her istediğini yaptırabilen çalışanlara karşı ise olağan üstü iyimser olduğunu ekledi.

Sözlerinin devamında gözyaşları içinde. Öyle ki ay sonunda aldıkları primlerde bile bu tarz çalışanların gözbebeği olup fabrikanın vaz geçilmezi en iyileri ilan edildikleri için artık inceldiği yerden kopsun duygularıyla bana gelip yıllardır herkesten iyi yaptığı en iyi bildiği sektörü bırakıp bambaşka bir sektöre iş müracaatı yapmak istiyordu Sevgili Sema.

Onu dinlerken başka kurumlarda çalışan arkadaşlarımdan şahit olduğum haksız işten çıkarmalar, başarısını kabullenemedikleri için işini çok güzel yapmasına rağmen elinden yetkisi alınanlar, yalakalıkla terfi alanlar, yöneticisinin haksız tavırlarına maruz kalanlar, orantısız iş yükü- maaş- kadın & erkek ayrımı yaşayanlar, takdir edilmeyenler film şeridi gibi geçti gözümün önünden.

Ne yazık ki orda burada oturup canım kardeşim, canım abim, canım ablamla günü kurtaranlar, çalışmak yerine, birilerine şirin görünerek hayatını idame ettirenler yerine gerçekten çalışanların takdir gördüğü kurumlar nadir galiba.

Çalışan işyerine gönülden bağlıysa tam performans alırsınız çalışanınızdan . Ama çalışan adaletsizliğe uğradığını düşünüyorsa beraberinde gelen mutsuzluk duygusu motivasyonu ve çalışma performansını düşürür. İşyerindeki mutsuzluk, bulaşıcı bir virüs gibi hızla öyle ki çalışanın etrafındaki kişiler de bu durumdan etkilenir ve mutsuzluk dalga, dalga yayılır tüm kuruma. Özel hayatına bile etki edebilen işyeri mutsuzluğu işyerine bağlılığını da düşürür Sema’da olduğu gibi.

İyi bir yönetici olabilmek hiç de düşünüldüğü kadar kolay bir şey değildir aslında. Göz boyamayı adet haline getirmiş insanlar işlerinde çok profesyoneldirler çünkü. Nabza göre şerbet vermeyi iyi bilirler, herkesle iyi geçinip herkese mavi boncuk dağıtan , ekip çalışmasına uygun davranır görünürken aslında hiçbir sorumluluğun altına girmeyen, hiçbir yüke omuz vermeyen verir görünen, aslında mesaisini idarecilerin ,idareye yakın kişilerin yanında oturarak geçirip prim yapan çalışanları fark etmek çok zordur.  

Her kurumda yüksek sesle konuşulmasa da her çalışanın aklından geçen ya da sadece kendi aralarında sessizce dile getirdikleri serzenişlerdir objektif davranmayan yöneticiler ve güven duygusundan yoksun iş ortamlarındaki huzursuzluk. Çalışanlar yöneticiye güvenmek ister . Acaba arkamdan kimlere neler anlatıyor endişesini taşıyan çalışandan verim almak zorlaşır.

Verim almak için çözümü personel eğitimlerinde ararız hepimiz.Oysa kendini kuruma ait hisseden çalışanlarla başarıdan başarıya koşabiliriz.

Bireysel arzularından, kişisel nefretlerinden sıyrılabilen, objektif bakabilen, doğru gözlem ve değerlendirme yeteneğine sahip olan insanlar iyi yöneticilerdir .

Yani hiçbir tarafı tutmadan, önyargısız, duygularını işe karıştırmadan doğru kararlar alabiliyorsanız, çalışanlar için adil ve güvenli bir çalışma ortamını oluşturabiliyorsanız, çalışanların başarı ve kurum bağlılıklarının artırılmasını hedefliyorsanız, çalışanlarınızı birbirine düşürmek gruplaştırmak yerine İşini ve kurumunu sahiplenen, mutlu ve birbirine bağlı gerçek bir ekip kurmuşsanız siz iyi bir yöneticisiniz demektir. Yöneticinin başarısının en belirgin yansıması, ekibinin başarısı ve mutluluğudur.

Herkes patron olamaz.Doğru patron herkesi dinleyip doğruluk süzgecinden geçirdikten sonra karar alandır.iyi bir dinleyici olandır,herkese gönlünü kapısını açandır. Gruplaşmayı engelleyendir. Bilen ile bilmeyeni, çalışan ile çalışmayanı, gayret eden ile etmeyeni ayırabilen farkı görüp gereğini yapabilendir.

Şimdi soruyorum ;

Patron sen olsan iş yerinde her olup biteni eğrisiyle doğrusuyla dürüstlükle sana ileten çalışanların mı olsun istersin, yoksa herkesle iyi geçinen, süslü cümleler kurarak idarecilerini tavlayıp,sahte ekip ruhuna uyumlu , sana her şeyi toz pembe gösteren çalışanların mı olsun istersin. Karar senin !

(Yorumlarınızı köşemdeki yorum bölümünde okumak için sabırsızlıkla bekliyorum) 

Bu yazı 271 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum