KAYSERİ TABİP ODASI BAŞKANI ŞAHİN: UZMANLIK EĞİTİMİNDE YAŞANAN SORUNLAR ÇOK CİDDİDİR!

Kayseri Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mehmet İlhan Şahin 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle basın açıklaması yaptı. 

Sağlık - 15-03-2025 13:44

KAYSERİ TABİP ODASI BAŞKANI ŞAHİN: UZMANLIK EĞİTİMİNDE YAŞANAN SORUNLAR ÇOK CİDDİDİR!

Başkan İlhan Şahin, sağlık alanında yaşanan sorunları da dile getirdiği açıklamasında; “Ülkemizdeki tıp fakültelerimizde ve uzmanlık eğitiminde yaşanan sorunlar çok ciddidir. Tıp fakültelerimizin durumu, sadece bina ya da sayı meselesi değildir;” dedi. 

Kayseri Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mehmet İlhan Şahin şunları söyledi:

14 Mart, hekimlik mesleğinin tarihi ve toplumsal anlamını bir kez daha idrak etmek, aramızdaki dayanışmayı artırmak, şanlı geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkmamız için çok anlamlı bir gündür. Bugün sadece bir “doktorlar günü” değil, bir “Tıp Bayramı”dır.

Bu bayram, yalnızca hekimlerin değil, tıp biliminin, tıp eğitiminin ve halk sağlığının bayramıdır. Bu anlamlı gün, Türk milletine özgü bir değer taşıyor; çünkü Tıp Bayramı, bizim tarihimizden, vatanımıza bağlılığımızdan, bağımsızlık ruhumuzdan ve hekimlerimizin karakterinden doğmuş bir gelenektir.


Tıp Bayramı, 14 Mart 1827'de Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane'nin kurulmasının anısına kutlanmakta olup, 1919’a, işgal altındaki İstanbul’da Tıbbiye öğrencilerinin bağımsızlık ateşini yaktığı o onurlu direnişe dayanır. Türk hekimleri, yalnızca hastaları tedavi etmekle yetinmemiş; ülke meselelerine duyarlı, vatan sevgisiyle dolu bir duruş sergilemiştir. İşte bu nedenle Tıp Bayramı, dünyada başka bir örneği olmayan, bize has bir hekim günüdür. B

u tarihçe, hekimlerimizin yalnızca birer tedavi edici değil, aynı zamanda koruyucu sağlık bekçileri olduğunu da hatırlatır. Ancak ne yazık ki, günümüzde hekimlik giderek tedavi odaklı bir yaklaşıma kaymaktadır. Bu vesileyle hatırlamalıyız ki, toplum sağlığını korumak, halkımızı bilinçlendirmek ve sağlığın ticarileşmesine karşı durmak hekimlerin de sorumluluğundadır.


Bu bayramın temelinde “Tıbbiye” yani Tıp Fakültesi yatıyor. Bu nedenle, tıp fakültelerinin ve tıp eğitiminin niteliği üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir.  Bir milletin kendi hekimini yetiştirmesi, bağımsızlığının en önemli göstergelerinden biridir. İmparatorluğumuzun yıkıldığı ve Cumhuriyetimizin kurulduğu tarihlerde, ecnebi hekimlere muhtaç olan bir millet haline gelmişken, bugün çok sayıda nitelikli tıp fakültemiz ve dünyaca tanınmış doktorlarımız bulunmaktadır. Bu, hepimiz için bir gurur kaynağıdır.

Ancak, bu noktada bir gerçeği de göz ardı edemeyiz; tıp fakültesi sayısının ve öğrenci kontenjanlarının kontrolsüz artışı nitelik kaybına neden olmaktadır. Bugün ülkemizde 128 tıp fakültesi bulunmaktadır. Ancak bunların bir kısmı teknik ve insan altyapısı bakımından kaliteli eğitim verme imkânlarından yoksundur.

Kayseri özelinde ise, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinin dışında ikinci bir Tıp Fakültesi açılması şehrimizde sevinç kaynağı olmuştu. Ancak Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kayseri Tıp Fakültesi halen ilk 3 yıllık tıp eğitimini Erciyes Üniversitesi’nin desteğiyle sağlamaktadır, her ne kadar Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi güçlü bir klinik altyapıya sahip olsa da temel bilimlerin olmaması yüzünden, tabiri caizse “yarım bir tıp fakültesi” olarak eğitime devam etmektedir. Bu durumun sürdürülmesi kabul edilemez. Kayseri Tıp Fakültesi derhal kendi temel bilim hocalarını istihdam etmeli ve müstakil eğitim olanaklarına kavuşturulmalıdır.


Ülkemizdeki tıp fakültelerimizde ve uzmanlık eğitiminde yaşanan sorunlar çok ciddidir. Tıp fakültelerimizin durumu, sadece bina ya da sayı meselesi değildir; akademisyenlerin özlük hakları gibi temel sorunlar da eğitimin niteliğini doğrudan etkilemektedir. Kamu Üniversitelerinin tıp fakültelerinde, akademisyenlerimizin yaşadığı sorunlar, akademisyen kadrosunda hem nicelik hem de nitelik kaybına yol açmaktadır. Bir yandan hoca kadrosunun zayıflaması, öte yandan öğrenci ve asistan doktor sayısının artması, hoca-asistan ve hoca-öğrenci oranlarını bozmakta, tıp ve uzmanlık eğitiminin kalitesini düşürmektedir. Bugünden önlem alınmazsa verilen niteliksiz tıp eğitimin bedeli sağlık ordumuzun zayıflaması olacaktır ki bunun bedelini milletçe ödemek durumunda kalırız. Nasıl ki silahlı kuvvetlerimizin zayıflamasına gönlümüz razı olmazsa sağlık ordumuzun zayıflamasına da duyarsız kalmamalıyız.


Bugün vurgulamak istediğim bir başka önemli mesele ise sağlığın ticarileştirilmesidir. Sağlık hizmetlerinin ve hekimliğin vicdani, etik ve insani boyutları göz ardı edilerek, sadece ekonomik getirisi üzerinden değerlendirilmesi kabul edilemez. Yakın zamanda ortaya çıkan ve kamuoyunda “yenidoğan çetesi” olarak adlandırılan vakalar, bu yozlaşmanın ne kadar vahim boyutlara ulaştığını göstermektedir.

Bunun yanında, sosyal medyada hekimlik ilkelerinin ve vakarının ayaklar altına alınması, meslek etiğimize zarar vermektedir. Hekimlik, standart bir profesyonel meslek değildir; sevgi, şefkat, merhamet, diğerkâmlık gibi insani duyguları taşıyan, özel bir meslektir. Bizler, hastalarımızın sadece bedenini değil, özel hayatına ilişkin her türlü mahrem bilgiyi ve mahrem duygularını da emanet ettiği bir mesleğe sahibiz. Bu nedenle, hekimliğin özüne sahip çıkmalı, mesleğimizi yalnızca bir kazanç kapısı olarak gören yaklaşımlara karşı durmalıyız. Hekimliğimizin değerlerini korumak, ona hak ettiği saygıyı yeniden kazandırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Ve bizler, hastalarımızın sadece bedenini değil, ruhunu da iyileştirmekle yükümlüyüz. Bu nedenle, hekimliğin özüne sahip çıkmalı, mesleğimizi yalnızca bir kazanç kapısı olarak gören yaklaşımlara karşı durmalıyız.

Haber: Mustafa DURAN / AYAKLIGASTE.CCOM 
 

Günün Diğer Haberleri