Uluslararası hukukun hiçbir devlet, hükümet ya da siyasi aktör için farklı uygulanamayacağını vurgulayan CINGI, “Uluslararası hukuk seçici biçimde uygulanamaz. Sivillerin hayatı siyasi pazarlık konusu yapılamaz.” dedi.
Milletvekili CINGI, dünyanın Gazze’de akan kanı durdurmak, sivilleri korumak ve adaletin sağlanması için birlik olması gereken bir dönemden geçtiğini belirterek, uluslararası adalet üzerinde siyasi baskı kurulmasının son derece kaygı verici olduğunu ifade etti.
7 Ekim’den bu yana sayısız sivilin büyük acılar yaşamaya devam ettiğine dikkat çeken CINGI, insanların öldürüldüğünü, yaralandığını, ağır travmalar yaşadığını ve rehin alındığını belirterek, “Uluslararası hukuk seçici biçimde uygulanamaz. Sivillerin hayatı siyasi pazarlık konusu yapılamaz.” ifadelerini kullandı.
Milletvekili CINGI, “Bir mahkeme, güçlü aktörleri soruşturduğu için cezalandırılıyorsa bağımsızlığından söz edilemez. Uluslararası hukuk yalnızca siyasi açıdan uygun görüldüğü zaman uygulanıyorsa anlamını yitirir.” sözleriyle uluslararası adalet sisteminde çifte standarda yer olmaması gerektiğine dikkat çekti.
Hesap verebilirlik ilkesinin taraflara göre değişemeyeceğini belirten CINGI, bir taraftan hesap verebilirlik talep edilirken aynı ilkenin başka bir taraf açısından rahatsız edici hâle geldiğinde görmezden gelinemeyeceğini ifade etti. Uluslararası adaletin güvenilirliğinin herkese eşit muamele edilmesine bağlı olduğunu vurgulayan CINGI, hiçbir devletin, hükümetin veya siyasi aktörün hukuki denetimin dışında olmaması gerektiğinin altını çizdi.
Meselenin yalnızca tek bir mahkeme veya tek bir ihtilafla sınırlı olmadığını, uluslararası adaletin geleceğini ilgilendirdiğini belirten CINGI, “Eğer uluslararası adalet siyasi baskılarla susturulabiliyorsa, hiçbir mağdur hesap verebilirlik vaadine güvenemez.” dedi.
CINGI konuşmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini bağımsız biçimde yerine getirebilmesi ve Mahkemenin çalışmalarına siyasi çıkarların yön vermemesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.