6 Şubat Depremlerinin Asıl Sorumluları Hesap Vermeli, Yargı Süreçleri Adil Olmalıdır!
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, 6 Şubat Depremleri hakkında yürütülen yargı süreçleri hakkında, 13 Aralık 2023 tarihinde yaptığı açıklama.
Ekonomi - 13-12-2023 15:34
Adil bir yargılama yapılmadan ve gerçek sorumlular tespit edilip cezalandırılmadan, ülkemiz
enkaz altında kalmaya devam edecektir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak 6 Şubat Depremlerinin ardından başlayan
soruşturma süreçlerinde de söylediğimiz gibi siyasi iktidar, deprem nedeniyle yaşanan
kayıpları bir yandan ilahi takdiratla açıklarken diğer yandan suçlayacak başka kesimler
aramakta, yıkılan ve hasar gören on binlerce yapının sorumluluklarını hem cezai hem de
hukuki yönden meslektaşlarımızın omuzlarına yüklemeye çalışmaktadır.
Tekrar söylüyoruz, 6 Şubat Depremlerinin yaratmış olduğu yıkımda sorumluluğu bulunan
herkesin yargı önüne çıkarılması ve bu kişilerden hukuk nezdinde hesap sorulması
gerekmektedir. Çünkü biliyoruz ki adil bir yargılama yapılmadan ve gerçek sorumlular tespit
edilip cezalandırılmadan, ülkemiz enkaz altında kalmaya devam edecektir.
Ancak başlayan yargı süreçlerinin seyrine bakıldığında, gerçek kusurluların ortaya
çıkarılmasından uzaklaşıldığı, eksik ve hatalı yaklaşımlar içerdiği, Odamızın 03/11/2023
tarihinde yayımladığı Şubat 2023 Depremlerinde Binaları Hasar Görerek Yıkılan Statik Proje
Mühendislerinin Yargılanmalarında Esas Alınacak Bilirkişi Raporlarının Teknik Yaklaşımı
çalışmasının üniversitelere ait bilirkişi raporlarında dikkate alınmadığı, pek çok statik proje
müellifi meslektaşımızın tutuklanarak günah keçisi ilan edilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Binanın inşa edildiği tarihte mühendisin yaptığı proje kusurlu bulunursa, kusurlu olduğu
hususların yıkımda ne şekilde ve ne derecede etken olabileceğinin ortaya çıkarılmasının tam
ve adil olarak gerçekleştirilmesi hiç kolay değildir.
Deprem bölgelerinde alınan çok şiddetli deprem kayıtları kullanılarak, yıkılan binaların gerçek
davranışını ve hangi nedenlerle yıkıldığını açıklayacak modelleme ve analizlerin
gerçekleştirilmesi fevkalade karmaşık ve zordur. Her bir binanın doğrusal olmayan eleman ve
sistem modellemesi ve büyük yerdeğiştirme teorisi ile zaman tanım alanında göçme
analizi çok uzun zaman alabilir ve ancak bilimsel araştırmaların konusu olabilir. Kaldı ki bazı
yerleşim yerlerinde yeterli sayıda ivme kaydı bulunsa bile bunlar, özellikle Antakya’da olduğu
üzere, noktadan noktaya önemli ölçüde değişkenlik göstermektedirler. Diğer bazı yerleşim
yerlerinde ise yeteri kadar, hatta hiç kayıt bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, gerçek deprem kayıtları kullanılarak bu tür modelleme ve analizlerin bilirkişi
incelemeleri kapsamında yapılması pratik olarak düşünülmemelidir.
Kaldı ki böyle sofistike analizler yapılabilmiş olsa bile gerçek depremin etkisi altında projeden
kaynaklanmış olabilecek kusurlar, yıkıma neden olabilecek diğer kusurlarla (yapım ve
denetim kusurları vs.) iç içe ve etkileşim halinde olduklarından gerçek kusurun nerede ve ne
oranda olduğunu belirlemek neredeyse imkânsız olacaktır. Öyle ki statik projede bazı
kusurlar olsa bile, proje dışındaki diğer kusurların ağır bastığı durumlarda bunların yıkımdaki
rolü çok az olabilir, hatta hiç olmayabilir.
Bu durum karşısında, olsa olsa binanın inşa edildiği tarihte yürürlükte olan yönetmelikte
tanımlanan deprem etkilerine göre yapılmış olan analizden ekstrapolasyonla proje
kusurlarının yıkımı nasıl etkileyebileceği konusunda bazı çıkarımlar yapılabilir. Ancak bunlar
çoğu durumda nicel olmaktan çok ister istemez nitel ve sübjektif olacaktır. Burada bilirkişinin
teorik bilgisi yanında mühendislik deneyiminin yeterliliği konusu da önemli bir gereklilik
olarak ortaya çıkmaktadır.
İnşaat Mühendisleri Odası olarak halen yürütülmekte olan yargı süreçleri kapsamında
hazırlanan bilirkişi raporlarında izlenmesini öngördüğümüz rasyonel ve adil yaklaşım,
yıkılan binanın projesinin doğrusal elastik olmayan gerçek bina davranışını çok daha doğru
bir şekilde dikkate alan Şekil Değiştirmeye Göre Değerlendirme yaklaşımıdır.
Sonuç olarak, proje kusurlarının yıkımı nasıl ve ne derecede etkilediği makul gerekçelerle
açıklanamaz ise, proje mühendisinin teknik olarak sorumlu tutulması söz konusu
olmamalıdır.
Ülkemizdeki riskli yapı stokunun varlığının hemen herkes tarafından bilinmesi, biz dahil ilgili
tüm kuruluşların önlem alınması gerektiğini dillendirmesi ve bu önlemlerin neler olduğunu
söylemesine rağmen 20 yıldır hiçbir eylemde bulunmayan siyasi otorite, bugün sorumluluğu
yine mühendislerin üzerine yıkmaya çalışmaktadır.
Çıkardıkları imar aflarıyla risk üzerine risk yaratan ve yetmiyormuş gibi imar affından
faydalanacak binaları gerçek bir teknik incelemeden kaçıran yöneticiler şimdi gözlerden uzak
kalmak için hedef saptırmaktadırlar.
Halkın sağlıklı ve güvenli bir şekilde yaşamasından sorumlu olan devlet yöneticileri
sorumluluklarından kaçınamazlar.
6 Şubat depremlerinin yıkımının sorumluluğunu meslektaşlarımızın üzerine yıkıp gerçek
sorumluların gizlenmesi çabalarına en yüksek sesle itiraz ediyor, gerçek ve adil bir yargılama
talep ediyoruz.